1001 HADİS IŞIĞINDA – 13

“Mescidinizi ululanma ve süslerle bina etmeyiniz, sade yapınız. Lakin, şehir ve kasabalarınız şerefli olsun.”

Hüdavendigar Mevlana, mescidin manasını şöyle vermektedir: “Peygamberlerin yapılarında da hırs yoktu…onun için boyuna parlayıp duruyor, parlaklığı boyuna artıyor. Ulular nice mescidler yaptılar…fakat hiçbirinin adı Mescid-i Aksa değildi. Her an şerefi artan Kabe’nin yüceliği, İbrahim’in ihlaslarındandı! O mescidin fazileti, toprağından, taşından değildi… yapıcısında hırs ve savaş yoktu da ondan! Ne onların kitapları, başkalarının kitaplarına benzer… ne mescidleri, başkalarının mescidlerine, ne alışverişleri, malları mülkleri, başkalarının alışverişine, malına mülküne! Ne edebleri başkalarının edebleri gibidir. Ne hiddetleri, azapları başkalarının hiddeti, azabı gibidir. Uykuları da başkadır, kıyasları da, sözleri de! Her birinin başka bir nuru, feri var… can kuşları uçar ama, başka bir kanatla uçar! Gönül, onların halini andıkça titrer durur… onların işleri, bizim işlerimize kıbledir! Onların kuşlarının yumurtası altındandır… camları, gece yarısı, seher çağını görür! O kavmin iyiliğini canla başla ne kadar söylersen söyleyeyim, noksan söylemiş olur; onları noksan övmüş olurum! Ey ulular, Mescid-i Aksa yapın; çünkü Süleyman yine geldi vesselam!”
Ne güzel buyuruyor Koca Mevlana… Hazreti Pir, ilim irfan konularındaki üstün mizacını daima tevazu ile süslemiştir. Bütün halka aynı dille hitap etmiş, hareketlerinde zerre kadar kibir, kendini beğenmişlik barındırmamıştır. Çünkü tevazu ve alçak gönüllülük müminlere, Hazreti Muhammed Efednimizden miras kalmıştır. Onun izinden gelen veliler de, sundukları bütün bilgilerin gerisinde durur; fikrini dile getiren kimseyi susturmaz; sorulanlara iyi-kötü demeden sabırla cevap verirler.
Bizim peygamberimiz “El-fakru fahri – Fakirlik benim iftiharımdır” demiştir ve yüceliğini böylece ortaya koymuştur.
Hayatın gayesi Hakk’ın muhabbetidir. Buna da tevazu ve yoklukta kalmakla erişilebilir. Kibirden, gurur ve kendini beğenmişlikten arınmış, kalbinde Allah aşkıyla yaşamaya koyulmuş kişi; yaptığı iyiliklere de, gördüğü kötülüklere de kalbinde yer vermez. Kendini methetmez. Ondan meydana çıkan güzelliklerin Allah’tan kaynaklandığını hatırında tutar, kendisine mal etmez ve böylece yoklukta durduğu müddetçe Hakk’ın güzellikleriyle şereflenir, Hakk’ın nuru o kişiden yansımaya başlar.

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply