1001 HADİS IŞIĞINDA – 23

“Bir hurmanın yarısı kadar bile olsa, onunla ateşten sakınınız. Yani, sizinle cehennem ateşi arasında, perde olmak için, pek az miktarda bir şey bile olsa, sadaka veriniz. Eğer bulamaz iseniz, hiç olmazsa, hoşa giden güzel bir söz ile o perdeyi vücuda getiriniz.”

Hüdavendigar Mevlana buyurur, der ki: “Biz, ben diye varlığa düşerek dostu incitme de kimse, düşmanın olmasın! Allah için halka hayır yap, yahut kendi canın için herkese hayırda bulun da. Daima gözüne dost görünsün… gönlüne kin yüzünden çirkin suretler gelmesin!”
Bakın Peygamber Efendimiz, akşamları istirahate çekilmeden evvel tam yetmişbeş sefer ‘Estağfurullah’ çekiyor ve bilerek ya da bilmeyerek birine kırıcı bir söz söylemiş ise içindeki Rabbine sığınıyor ki onu affetsin.
Benim nazarıma göre teslimiyette yaşayan bir kişi hiçbir zaman kimseye kırıcı davranmaz, kırıcı olana dahi tebessümle karşılık verir. Yine Mevlana der ki: “Eğer sadaka vermek için paran yoksa, bir güler yüz tutarsan o da sadaka sayılır.”
Peygamber Efendimiz, “Kıyamet gününde verilecek karşılığı yakinen bilen, bire on karşılık verileceğini anlayan kişinin cömertliği artıp durur, bu çeşit adam, türlü, türlü cömertlikler icat eder” demiştir. Cömertlik, bütün karşılıkları görmedir. Şu halde karşılığı görüş, korkunun zıddıdır. Nekeslik de karşılıkları görmemektir. İnciyi görmek, denize dalan dalgıcı sevindirir. Eğer cömertliğe karşılık verilecek olan şeyleri herkes görseydi dünyada kimse nekes olamazdı. Çünkü hiçbir kimse karşılıksız bir şey bağışlamaz. Şu halde cömertlik gözden gelir, elden değil. İşe yarayan görüştür, gözü açık olandan başkası kurtulamaz.
Hüdavendgiar Mevlana, “Onlar kıyameti çok uzak görürler. Biz onu yakın görürüz” (Mearic, 6-7) ayetinin anlamı hakkında şöyle buyurmaktadır: “Tanrı’nın bir sürme kutusu vardır. İstediğinin iç ve dış gözüne bu kutudaki sürmeden çeker. O da bununla bütün kainatın sırlarını anlar, gayb’ül-gaybın gaybları ona keşfolunur ve ayne’l yakin ile Tanrı hazinelerini ve gizli şeyleri olduğu gibi görür. Eğer o, bu sürmeden çekmezse, bütün sırlar onun dış gözünün önüne gelse bile o kişi hiçbirini görmez ve bilmez. Hakk’ın ve Hakk’ın has kullarının yardımları olmadan melek bile olsa, onun sayfası karadır. Bu yardım olmadan o, gözünü nasıl açabilir? Bu yardım olmadan o, kızgınlığını nasıl yatıştırabilir? Ya şeyhin nazarında nur ol ya da dur (uzak) ol! Nur istiyorsan, nura hazırlıklı ol; uzaklığı istiyorsan, kendini gör de uzak ol.”
Hazreti Muhammed Efendimiz yine bizlere der ki: “Ey ümmetim! Sıdk üzerinize olsun. Zira sıdk, hayır ve ihsana götürür. Hayır ve ihsan ise cennete götürür. Bir insan gösterdiği sıdkından dolayı yok olsa, ona devam eylediği için, o kimse Allah indinde sıddıkların makamına yazılır.”
Bakın Kur’an-ı Kerim’de, Bakara suresinin 263. ayetinde Hazreti Allah, Peygamber Efendimizin dilinden bizlere yine şöyle bir hitapta bulunmaktadır: “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir.” Yani neyi ikram edersek döner bize geri gelir. Bizler sırat köprüsünü devamlı geçmekteyiz. Hakikatte kıldan ince, kılıçtan keskin denilen; kırk sene düzlük, kırk sene yokuş, kırk sene inişli sırat köprüsü, bu dünyadır. Sen bu alemde incineceksin, incitmeyeceksin, her varlığa sevgiyle, cömertçe yaklaşacaksın. İnsan, kendisinde isterse Tanrı’yı konuşturur, isterse İblis’i konuşturur. İkisi de insana ait. Peki bunlardan hangisi huzur verir? Elbette Tanrı’yı konuşturmak huzur verir.

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply