1001 HADİS IŞIĞINDA – 34

“Hiçbir kötü niyet beslemeyerek, din kardeşlerini sevmek, hiçbir nefsani duyguya kapılmaksızın, kinden arınmak, göklerin ve yerlerin sahibi Hazreti Allah’a göre, en sevilen insani amellerdendir.”

Hüdavendigar Mevlana, buyurur, der ki: “Peygamber, Ali’ye dedi ki: Ey Ali! Allah aslanısın, kuvvetlisin, korkmazsın, yüreklisin. Fakat aslanlığına dayanma, güvenme. Ümit ağacının gölgesine sığın! Ya Ali! Sen, Allah yolundaki bütün ibadetler içinde Allah’a ulaşmış kişinin gölgesine sığınmayı seç. Herkes bir çeşit ibadete sarıldı, kendisi için bir türlü kurtulma çaresine yapıştı. Sen, akıllı bir kişinin gölgesine kaç ki gizli gizli savaşan düşmandan kurtulasın. Bu, senin için bütün ibadetlerden daha iyidir. Bu suretle yolda ilerlemiş olanların hepsini geçer, hepsinden ileri olursun. Bir Pir ele geçirdin mi hemen teslim ol; Musa gibi Hızır’ın hükmüne girip yürü. Ey münafıklık nedir, bilmeyen! Hızır’ın yaptığı işlere sabret ki Hızır ‘Haydi git, ayrılık geldi’ demesin. Gemiyi kırarsa ses çıkarma; çocuğu öldürürse saçını başını yolma. Mademki Hakk, onun eline ‘Kendi elimdir’ dedi; ‘Yedullahi fevka eydihim’ hükmünü verdi; şu halde Allah eli, onu öldürse de yine diriltir. Hatta diriltmek nedir ki? Ona ebedi hayat verir. Bu yolu, nadir olarak yapayalnız aşan bile yine Pirlerin himmetiyle aşmış, varacağı yere onların sayesinde ulaşmıştır. Pirin eli, kısa değildir, gayptekilere de erişir. Onun eli, Allah kabzasından başka bir şey değildir ki. Gaypte bulunanlara böyle bir hil’ati verirlerse huzurda bulunanlar şüphesiz gayptekilerden daha iyidir. Gayptekileri bile doyururlar, onlara bile ihsan ederlerse artık konuğun önüne ne nimetler koymazlar? Huzurlarında hizmet kemeri bağlanan nerede, kapı dışında bulunan nerede? Piri seçip ona teslim oldun mu, nazik ve tahammülsüz olma; balçık gibi gevşek ve sölpük bir halde bulunma. Her zahmete, her meşakkate kızar, kinlenirsen cilalanmadan nasıl ayna olacaksın?”
Kibir ve kinin başlangıcı şehvettendir. Şehvetinin yerleşip kuvvetlenmesi de itiyat yüzündendir. Kötü huy, adet edindiğinden dolayı sağlamlaşır, yerleşir. Seni ondan vazgeçirmek isteyene kızarsın. Toprak yemeye alışırsan kim seni bundan menetmeye kalkışırsa onu düşman sayarsın. Puta tapanlar, bu tapmayı huy edindiklerinden men edenlere düşman olmuşlardır.
Cenab-ı Mevlana yine buyuruyor ki: “Yiğit kişi, şehvetine ve öfkesine hakim olandır.” Mevlana, burada insan bedenini ata, ruhunu da o atın üzerindeki süvariye benzetir ve şöyle devam eder: “Eğer süvari ata hakim olursa, at onu ahirine götürür; ama eğer at süvariye hakim olursa, at onu ahıra götürür.”
İbtidada yaşayanlar, genel olarak hayali bir Allah’a inandıkları için, yanlış işler yapıp sonra da tövbe edince yapmış oldukları bu yanlışların Allah tarafından affedileceğini zannederler. Oysa tasavvufta şu tabir vardır: Eline, beline, diline sahip ol… Bunu yapabilen bir kişi, misal olarak, güvenli bir gemi içinde seyahat eden bir yolcu gibidir. Onun bulunduğu gemi, ne kadar kuvvetli fırtınalar görse, ne kadar büyük dalgalar içinde kalsa dahi, kesinlikle batmaz. Fakat bu üçünden herhangi birisine uymadığı takdirde yolcu, kendi içinde bulunduğu o gemiye torpido açmış gibi olur ve gece gündüz Allah’a yalvarsa dahi artık güvenilirliğini kaybetmiş sayılır. Geminin güvenliğini sağlamanın tek yolu insanın nefsani duygulardan uzak durmasıdır.
İnsanda haset var, inat var, gurur var, kibir ve öfke var… Bir insanın iç alemi bu huylarla bozuk olunca, hiçbir şey ona huzur vermez. Arif-i billah olan Allah dostları hep vücutlarında ihtilal yaptılar ve nefslerini bütün kötülüklerden arındırdılar. İnsanın vücudundaki kiri su temizler, fakat insanın içindeki kiri su temizleyemez.
Bir gün Mevlana’ya sormuşlar, “Ya Mevlana! Senin müridlerin hiç kirlenmezler mi?” Mevlana cevap vermiş, “Eğer nefslerine uyup dünyaya meyil verirlerse kirlenirler.” Yine sormuşlar, “Peki onlar nasıl temizlenir?” İşte Mevlana’nın verdiği cevap, “Ancak beni gönüllerine koyarlarsa, ben onları temizlerim.”
İnsan, yaratıldığında yabandır, çünkü kendini bilmemektedir, nefsi arzularına göre yaşamaktadır. Kim onun kafasına uygun bir şey söylese, onun yolunda gider ve hayatını, kendi zannettiğinin aksine çok boş geçirir ve bu şekilde ömrünü tüketip gider. Fakat eğer kendindeki bu eksikliğin farkına varır da bir arayışa düşerse ve bir Hakk dostunun, yani kamil bir insanın eğitimine girerse, onun güzelliklerini benimserse, o kişi zamanla yabanlıktan çıkar, kendini bilmeye başlar ve güzel bir insan olma yoluna girer.

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply