1001 HADİS IŞIĞINDA – 38

“Kainatı yaratan Cenab-ı Allah, üzerinde çok eller bulunan yemeklerden, pek ziyade hoşnut olur.”

Cenab-ı Mevlana buyurur, der ki: “Ne hoştur hamur heyulası olmayan ekmek. Ne hoştur Mesih’in hiç eksilmeyen sofrası, ne hoştur Meryem’in bağsız, bahçesiz yetişen meyvesi. Kamil erin canından kopup gelen mucizeler, talibin canına, gönlüne hayat gibi tesir eder.”
Bizim aklımız cüzi akıldır, Hazreti Muhammed’in aklı ise Külli Akıl’dır. Onun başındaki aklın ismi Cebrail’dir. Hazreti Muhammed Efendimiz kimseden akıl almamıştır, kendi iç aleminden cebreden vahiyleri, güzel duyguları Muhakeme-i Kübra’dan geçirdikten, yani bunun manası düşünceden geçirdikten sonra o sözü önce kendine hitap etmiş ve eğer hitap ettiği söz kulağına hoş gelmiş ise hemen cemaatine ikram etmiştir.
İnsan, kainatta son varlıktır. Eğer sen insan olarak methedilirsen, sende Allah methediliyor demektir. Güzel manevi sözlerle beslendiğinde onları sevdiklerinle paylaş, onlara da sun.
Biz kalenderiz. Bu güzelikler bizde varlığını ne kadar çok gösterirse, biz o kadar alçalırız. İşimiz bu bizim; yokluğa bürünmek! Kendimizi yoklukta tutmak. Hakk’ın büyüklüğünü, güzelliklerini, kendi vücutlarımızda, bedenlerimizde seyretmek. Başka bir yerde değil!
Yine Hüdavendigar Mevlana’ya kulak verelim, bize şöyle seslenir, der ki: “Toprak yeme, toprak alma, toprağı arama. Çünkü toprak yiyenin yüzü daima sapsarıdır. Gönül ye de daima genç kal. Benzin, tecelliden erguvana dönsün! Yarabbi, bu ihsan bizim işimiz değil. Senin lütfun, gizli lütufa yol göstericidir. Ey düşkünlerin ellerini tutan, elimizi tut. Bizi al… Perdeyi kaldır, perdemizi yırtma. Kan ve bağırsak arasında kalmış olan anlayış ve akıl senin ikramından başka bir şey nakletmez ki, iki parça yağdan çıkan bu ruhani nurun, nurani dalgası göklere vurmakta… Bu dil denen et parçasından hikmet nehri ırmak gibi akmakta… Kulak denen deliklerden akıp, meyvesi akıl ve anlayış olan can bağına kadar gitmekte. Canlar bağının ana yolu da o anlayışın yolu. Alemin bağları, bostanları O’nun fer’inden ibaret. Bu hoşlukların aslı ve kaynağı O. Haydi, hemen “O bahçelerin inişlerinde nehirler akar” ayetini oku artık.”
Evet, bizler yeter ki insan olalım, kendi dışımızda bir şey aramayalım. Bizim evimiz hakikatler evidir. Talebimiz sadece Allah’tandır. Meydanımız Muhammed Ali meydanıdır.
Saki’miz, Hüsrev’lik kadehinden o manevi şarabı bizlere sununca; bu can madeninden, o Sultan’ın yanından geldiğimiz gibi, burhanımızı duyunca da, yine vatanına doğru döneriz. Şimdi susuyoruz, çünkü iki cihanın serveri, kainatın nuru, köşkümüzün gönül sofrasında göründü…

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply