1001 HADİS IŞIĞINDA – 41

“Nefsin için sevdiğin şeyleri, insanlar için de sevmelisin.”

Eğer insanlara ayırt etmeden sevginizi verirseniz, onlara şefkat ve merhamet gösterirseniz kavga da olmaz karamsarlık da. Hazreti Muhammed’imizin yolu sevgi yoludur, aşk yoludur. O halde ibadetimiz de sevgiyle, aşkla yapılmalıdır. Eğer O’nu gerçekten seviyorsak; sevgimizi, yardımımızı diğer kardeşlerimize de sunmada cömert olmalıyız. Ayrıca bu yardımı yanlışlara düşmüş kişilerden de esirgememeliyiz. Bizler örnek olursak karşımızdakine doğru yolu gösterebiliriz. O kişiye muhabbetimizi kesmez, yaralı kabul edip şefkat ve sevgi ile yaklaşırsak, onu kazanmış oluruz.
İnsan bu alemde bir zerre gibi görünür. Ama hakikatte insan demek kainat demektir. Bütün kainat o bir tek zerrede gizlidir. O halde senin sunabileceğin hizmetler de çok büyük. Ama bunları menfaat için yapıyorsan hiç yapma. Vermenin güzelliği o kişiden anında uzaklaşır. Benliğe kapılmadan yoklukta kalmak lazımdır ki, güzellikler sende suret bulsun. Gayret etmekten hiç vazgeçmeyelim; selam vermenin bile sevabı var. Herkesin kendi ölçüsünde ikram edebileceği güzellikler mutlaka vardır.
Hazreti Muhammed gibi yüce bir peygamber bile Hakk’a yürüyeceği zaman “Acaba toplumuma bir şeyler verebildim mi?” diye gözyaşı dökmüş, ümmetinin rızasını istemiştir. Bu ömürde ne yaşıyorsak geçicidir. Başkalarına bir hizmet sunabildinse, bir gönülde yer alabildinse ancak o zaman baki olursun. Gerçek iyilik ve cömertlik, bir şeyler elde etmek veya cennete gitmek için değil; tam bir imanla, hiçbir karşılık düşünmeden, saf ve temiz bir niyetle yapılmış olandır. Gaye sadece Allah’a yaraşır bir insan olmak, O’nun rızasını kazanmaktır. Bu yoldaki gayretiniz ne kadar içten olursa, yaşayacağınız güzellikler de o kadar çok olur.
Tasavvuf dediğimiz Allah yolu, ne okuma, ne yazma, ne riyazat, ne başka bir şey, hiçbir şey değil; sadece karşılıklı sevgidir o kadar.

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply