1001 HADİS IŞIĞINDA – 50

“Helak olmak emrinde, ümmetim için korkulan musibetlerin en dehşetlisi, çok yemek sebebiyle midelerinin büyümesi ve böylece tembellik ve uykunun devamı ve yakinden uzaklaşma meydana gelmesidir.”

Cenab-ı Mevlana, bizlere şöyle bir dil sarfeder: “Mahşeri görmek isterseniz gündüze bakın, ahireti görmek isterseniz geceye bakın.” Çünkü sabah oldu mu bütün insanlar uyanırlar ve vazifelerinin peşine koşarlar. Çoğu zaman birbirlerine selam vermeye bile vakit bulamazlar. İşte size mahşer… Ve gece oldu mu, mahşer günü geçmiş, artık dükkanlar kapanmış, müşteriler yok, koşuşturma yok. İşte size ahiret… Gece, aşıkların en zengin varlığıdır. Allah’ı kendilerine sevgili edinmiş olan aşıklar, kalb gözleri açık olduğundan geceleri Allah’ı tefekkür ederler, O’nunla konuşurlar, O’nu zikrederler.
Fakat çoğumuzun ahiretleri boş geçmektedir. Neden? Çünkü dükkanlar hiç kapatılmıyor, evlerde de iş peşinde koşuluyor, sabahlara kadar televizyon karşısında oturuluyor, diziler, filmler seyrediliyor, bir vakitten sonra da gaflet basıyor, uyku basıyor. Ertesi gün tekrar yeni bir mahşer gününe uyanılıyor ve böylece günler, haftalar, yıllar geçip gidiyor. İnsanların her günü gam, keder, gasabet dolu, yüzleri hiç gülmüyor. Hiç kimse asıl ihtiyaçları olan o manevi güzelliklere bir türlü ulaşamıyor. Peki suç kimde? Tabii ki bizlerde. Mürşidi suçlayamayız, Peygamberi suçlayamayız, Allah’ı suçlayamayız. Çünkü onlar hep insanları uyandırmaya çalıştılar, kurtarmaya çalıştılar, insanları hep güzelliklere çekmeye çalıştılar, yol gösterdiler.
Bakın Cenab-ı Mevlana’nın yatağına uzanıp da bütün gece uyku uyuduğuna dair hiçbir eserde bir belge yoktur. Çünkü Mevlana hep diz üstünde otururdu ve devamlı tefekkür halindeydi, her an Rabbine niyazda dururdu. Şems-i Tebriz Hazretlerine baktığımızda, o da bir tuğlayı kendine yastık yapmış onun üstünde başını dinlendirirdi. Yani hep nefslerine ıstırap vermişlerdir, hiç rahatlarına düşkün olmamışlardır. Hatta Cenab-ı Mevlana bizlere şöyle seslenir: “Eğer biz uyursak dünya üzerinde uykuda olanları kim koruyacak.” Yani eğer güneş uyursa yüzünü göstermezse dünyada hayat biter, yaşam olmaz.
Beden uyur ama ruh uyumaz. Aşk ne demektir? Kendinden geçmek demektir. Aşk, sevgilide ölmektir. Tek varlık olarak O’nu bilmektir. Eğer bir insan hep bu şekilde yaşamını sürdürürse, devamlı Allah’ı anar, onunla yaşar ve yaşatırsa, Allah ona yüzünü göstermeyecek de kime gösterecek? İnşallah hepimiz böyle aşıklar oluruz. Allah, bizleri Hazreti Muhammed Efendimizin, Ehl-i Beyt Efendilerimizin, Piran Efendilerimizin muhabbetlerinden, onların aşklarından bir an dahi mahrum etmesin.

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply