1001 HADİS IŞIĞINDA – 9

“Allah’ın en sevmediği insan, düşmanlarına şiddeti lüzumlu görendir.”

Malesef insanlar gerçek kimliklerine varamadıkları için birbirlerine kin gütmektedirler ve şiddete başvurmaktadırlar.
Hazreti Mevlana ne güzel buyurur, der ki: “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Cömertlikte akarsu gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. Tevazu ve muhafiyette toprak gibi ol. Hoşgörüde deniz gibi ol. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.”
İnsan, kainat demektir; kainat da insan demektir. Bir insanı öldürmeye kalktın mı, tüm kainatı öldürmüş sayılırsın. Hazreti Mevlana da, “Bu kainatta ne görüyorsanız, hepsi Allah’ın ailesidir” der. Mademki bu kainattaki her varlık Allah’ın ailesi, o zaman eğer onlardan bir tanesini incitirsek Allah’ı incitmiş oluruz. Demek ki, Yaradan’dan ötürü hepsini sevmemiz ve hepsine sevgiden söz etmemiz lazım. İnsan aynı zamanda Allah’ın temsilcisidir. O zaman mademki insan olarak yaratıldık, bizler bütün varlıklardan sorumluyuz. Yani aslında kainatın merkeziyiz.
Bugün atom bombasından daha güçlü hidrojen bombası vardır. İşte hakikatte Hazreti Muhammed ile İmam Ali Efendimiz manevi birer hidrojendirler; onlar isteselerdi bir anda dünyayı ortadan kaldırmaya vakıftılar. Ama düşmanlarından o kadar zulüm görmüş olmalarına rağmen onlara yine merhametle karşılık vermişlerdir. Peki hiç savaşmadılar mı? Evet savaştılar… fakat onların savaşı cehalete karşıydı, nefsleri için savaşmadılar; ancak nefslerini müdafa etmek için savaştılar.
O devirde, Hazreti Muhammed Efendimiz, Ebu Sufyan’la barış yapmıştı. Malum barış gelince halk rahatlamıştı. Eskisi gibi ibadetlerini yapıyorlar, işlerine gidiyorlardı. Aradan bir zaman geçtikten sonra Ebu Sufyan’ın askerleri, halk namazda iken, bundan faydalanarak, halkın dükkanlarına girdiler, mallarını istila ettiler, hatta kadınlara saldırdılar. Bunu gören Hazreti Hamza ile Ömer-i Faruk, karşı saldırıya geçmek üzere izin almak için hemen Hazreti Muhammed’in yanına koştular. Hazreti Muhammed, secdedeydi. Hatta uzunca bir süre başını secdeden kaldırmadı. Ne zaman başını kaldırdı, gözleri kanlı yaşlar içindeydi. Onlara şu cevabı verdi: “Siz saldırmayın ama eğer bir defa daha gelirlerse, bu nefsi müdafadır, o zaman siz de kılıç çekebilirsiniz.” Ve Mekke düştüğünde, Peygamber Efendimiz askerlerine şu talimatı verdi: “Sakın kimseyi incitmeyin, hor görmeyin, haber verin rahat olsunlar, hiç kimseye zarar vermeyin…” Ve böylece Ebu Sufyan ve taraftarları hiç zarar görmeden Mekke’yi terketmişlerdi.
İşte en büyük ve yüce insan, Hazreti Muhammed Efendimizdir. Çocukluğundan beri Peygamber Efendimizin eğitimi altında yetişmiş olan İmam Ali Efendimizin de hiç akıllarımızdan çıkarmamamız gereken bir sözü vardır, bizlere şöyle seslenir: “Bin sefer mazlum ol, ama bir sefer zalim olma…”

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply