Erdemli olabilen insanın lisanı Allah’ın lisanıdır.

Hazreti Şems-i Tebrizi şöyle der: “Hiçbir menfaat beklemeden, Yaratıcı’yı en güzel şekilde, sevenlerine tanıtanların gideceği yer, beka alemidir. Bizden sonra bu alemde kim Hakk’ı giyerse, onda nöbetimizi tutup onunla baki kalırız.”
Bu alemde herkes sevgisini nereye vermişse, öldükten sonra oraya gider. Birbirlerini büyük bir imanla sevenler, öldükten sonra yine birbirleriyle buluşurlar. Fakat kim sevgisinde sahi değilse, dili ile söylemiş ama gönlünde sevgilisine yer vermemişse, o kişinin gideceği yer, yalancılar mahallesidir. Doğru olan budur, kim bunun aksini söylerse yalan söylemiş olur.
Önemli olan insanlık huylarıyla huylanabilmektir. İnsanın düşünmesi lazım, yarın bir gün kapısı çalındığında, o Sevgili’nin huzuruna nasıl bir halle çıkacak? Sen yaptığın hizmetleri ve yardımları menfaat için değil, Allah rızası için yapabiliyor musun? Allah için affedebiliyor musun? Hoşgörebiliyor musun? Sabredebiliyor musun? Senden ortaya çıkan iyi, güzel, doğru olan ne varsa O’ndan olduğunu bilip, kibirlenmeyip, alçakgönüllülükle hareket edebiliyor musun? Dünya malını çoğaltmak için değil, manevi zenginliğini çoğaltmak için ne yapıyorsun? Gönlünde en güzel yeri o eşsiz Sevgili’ye veriyor musun? Eğer bunları yapabiliyorsan sen zaten cennettesin! Ölüm senden uzak. Daima O’nunla dirisin!
Erdemli olabilen insanın lisanı Allah’ın lisanıdır. Kalbi onun muhabbeti ile doludur. Kin, haset, gurur ve kibirden uzaktır. Zira bunlar nefsî alametlerdir. Erdemli olan insan kendi benliğinden çıkmıştır. O, artık kendi benliğinde yaşamaz, ondan varlığını gösteren gönül verdiği yerdir. Bütün yaratılmışları Allah’ın yansıması olarak seyreder ve hepsini Sevgili’sinin ailesi olarak görür ve sever.
Sayıları ‘Bir’leyebilmektir erdemli insan olmak. O halde bütün yaratılmışları sev! Tümden göz ol, O’nun sevgisi ile kainata bak. Kulak ol, işittiklerin sana O’nun mesajlarını getirsin. Her zerren O’nunla nefes alsın. Sen söz ol, Allah senden konuşsun!..
Şeyh Galip Hazretleri bir şiirinde şöyle buyurur: “Derd ü mihnettir, beladır adı aşk. Bir marazdır, ibtiladır adı aşk. Andadır raz-ı adem, sırr-ı vücud; hiçtir, yoktur, bekadır, adı aşk.”

“Ben kerem ırmağına daldım, ben seher vaktinin kuluyum, kölesiyim. Öyle umuyorum ki, bu lütuflarla, feyizlerle dolu seher vaktinde, o güzel kokulu gül gelir, beni alır, mana gül bahçesine götürür.
Irmağa dalan kişiye, elbisesi yük olur. Benim şu sarığım ile hırkam bana yük oluyor, ağır geliyor. Mal, mülk, mutluluğa ulaşmak sebepleri, hepsi de o tatlı edalı ay yüzlüdendir. Sevgili bana yakınlık gösterir, vefalı olursa, mal da odur, mülk de odur.
Dükkanım çalışma yerim, senin olsun, sanatım, hünerim, bilgiler, yığın, yığın kitaplar hep senin olsun, arslan da senin olsun, orman da senin olsun. Tatar ülkesinin ceylanı bana yeter.
Aşk insanı yok eder, var eder. Gönülsüz bırakır, elsiz, ayaksız bir hale koyar. Aşk meyhanesinin sakîsi, şarap sunar, mest eder, insanı kendinden alır…”
HÜDAVENDİGAR MEVLANA

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply