İmam Hüseyin & Kerbela

İmam Hüseyin & Kerbela

BUGÜN MUHARREM’İN 10. GÜNÜ Bugün... İmam Hüseyin yanında kalan dostlarıyla sayısız düşman ordusuyla karşı karşıya geldiler. Bugün... İmam Hüseyin ve askerleri son kişiye kadar şehit oldular. Şehitlerin içinde İmam Hasan'ın iki küçük oğlu, İmam Hüseyin'in bir küçük oğlu ve daha niceleri vardı... İmam Hüseyin Efendimiz şehit edildiği sırada havaya bir toz bulutu yükselip her taraf kapkaranlık kesildi. O toz yükseldiğinde Hazreti Hüseyin’in atı kakülleri kana boyanmış halde çadırların bulunduğu yere doğru geldi. Ehl-i Beyt kadınları atın üzerinde İmam Hüseyin’in olmadığını ve kaküllerindeki kanı görünce feryada başladılar. Hazreti Hüseyin Efendimizin vefakar atı Zülcenah, çölün yolunu tutup gitti. O günden sonra hiç kimse onun izini bulamadı. Savaş bittikten sonra düşman ordusu, İmam Hüseyin'in çadırlarını yağma ederek ateşe verdiler... Şehitlerin başını kesip, elbiselerini çıkardılar... Cesetleri defnetmeden Ehl-i Beyt Evlatları'nı korumasız kızları ve kadınları, şehitlerin başlarıyla birlikte Şam'a doğru hareket ettiler... Esirlerin içinde, erkek olarak İmam Hüseyin'in yirmi dört yaşındaki ağır hasta oğlu Zeynel Abidin'i de Yezid'in karşısına çıkardılar. Kerbela katliamı, kadınların esir alınıp develere bindirilerek şehirde teşhir ederek dolandırdılar. Esirler içinde bulunan, Hz. Ali'nin kızı Zeynep ve İmam Zeynel Abidin'in Kufe ve Şam'daki toplantı yerlerinde, konuşmaları Ümeyye oğullarını rezil etti. Ve Muaviye'nin yıllarca yaptığı tebligatı (Ehl-i Beyt'e karşı siyasi propagandayı) etkisiz bıraktılar. Hatta Yezid, Kerbela'da memurları eliyle yapılan bu insanlık dışı katliamdan kendisini uzak tutmaya çalıştı. Kerbela katliamının etkisi, Ümeyye oğullarının saltanatını da sarsmaya başladı. Hz. Muhammed`in ‘‘Hüseyin bendendir, ben Hüseyin’denim; Hüseyin’i seveni Allah sever‘‘ dediği torunu İmam Hüseyin, tek kelimeyle, Muaviye ve Yezid’in haksızlıklarına, yolsuzluklarına, baskı ve zulümlerine karşı baş eğmeyen yiğit bir liderdi. Ezilen ve horlanan yoksul insanların dostuydu; sofrasındakilerini onlarla paylaşırdı. Destanlaşmış hayatı ve örnek duruşu ve kişiliğiyle Hz. Hüseyin gönüllere taht kurmuştu. Hz. Hüseyin, haksızlığa karşı direnmenin ve baş kaldırmanın bir simgesidir. Hz. Hüseyin’in Kerbela Meydanı'nda Yezid Orduları'na hitabesi şöyledir: "..Eğer sizin amacınız haksız yere benim kanımı dökmekse, Ali oğullarına mazlumen ölmek zaten miras düşmüştür. Fikriniz eğer Peygambere eziyet etmekse, işte ben o ulu Resulün torunuyum, hemen beni öldürün...!" Ama hiç kuşku yok ki, zalimlerin ve mazlumların savaşında Kerbela'nın özel bir yeri vardır. Olaya, 1336 yıl evvel meydana gelmiş basit bir iktidar savaşı ya da İslam dinini temsil etme konusunda kabileler arası mücadele görüntüsü vererek dudak bükmek, basite alarak yüzeysel bir bakışın ifadesidir. Kerbela katliamı, asırlardan beri zalimle mazlumun, despotlukla hoşgörünün, zenginlik, ihtişam ve iktidarla yoksulluğun, ezilmişliğin ve insanı insan yapan değerlerin savaşı olarak, tüm insanlık aleminde akıllarda yer etmiştir. Eğer bu bir iktidar kavgası olsaydı, İmam Hüseyin ve efradı ölüm yerine yaşamayı seçer ve iktidarı ele geçirmek için fırsat kollardı. İmam Hüseyin'in iktidar peşinde olmadığı, onu ikna etmek için gelen Yezid'in komutanı Ömer'e verdiği cevapta saklıdır: "..Nedir ki biat etmek? Eğilirsin olur biter. Her isteyen istediğine boyun eğdirirse, boyun eğmeyenlerin hali nice olur? Sanılmasın ki boyun eğmemek bir kibir işidir. Ben de boyun eğerim. Ama bilirim ki, Yezid'in önünde eğilirsem eğer, zalimlik azalmaz; çoğalır..” “Kıyamet günü, yalnız dünyada Allah’tan korkan kimse emniyette olabilir. Allah’a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse, umduğundan uzaklaşarak korktuğu şeye yaklaşır. Farz olan cihatlardan biri, insanın kendisini günahtan koruması için nefsi ile cihat etmesidir. İşte bu cihat, cihatların en büyüğüdür. İyiliklerde yarışın ve manevi ganimetleri elde etmeye koşun. Ben sizi Allah'ın kitabına ve Peygamberinin sünnetine çağırıyorum; gerçekten sünnet öldürülmüş ve bidat diriltilmiştir. Biliniz ki iyi amel, övgü ve ödüle layıktır. İyi amelin gerçek yüzünü görebilseydiniz, onu, bakışları insana neşe ve ferahlık veren güzel yüzlü biri olarak görürdünüz. Eğer kötü ameli gereğince zihninizde canlandırabilmeniz mümkün olsaydı, insanda nefret ve tiksinti uyandıran tahammül edilemez derecede çirkin biri olarak görürdünüz. Bizi sevmeyi vazife bilin; zira bizi seviyor olarak Allah’ın huzuruna çıkacak olanlar bizim şefaatimize nail olacaklardır.” HAZRETİ İMAM HÜSEYİN

Event ID:3466