Kalp Gözünün Kapalı Olması

Gönül sunulmadığı zaman beden kapısı açılmaz ve güzellikler o bedene yansıma yapmaz. Ne zaman gönül sunulursa, o zaman o kapı açılır, gönül verilen yer o kapıdan girer, vücutta varlığını gösterir, işte o zaman insan huzur bulur. Her nefeste yine Hakk’a hizmet eder ve bir gün gelir bu dünyada çilesi biter, Hakk’a yola çıkar gider. Halk arasında, “Kalp gözünün kapalı olması” diye bir tabir vardır. Bu çok doğru bir sözdür. Neden? Çünkü o kalpte konuk olan dünyadır. Eğer insan dünya ehliyse, o kişinin kalp gözü kördür. Ama sıdk-ı bütün bir imanla, iman ettiği yerde yokluğa bürünürse insan ve kalbinde en güzel yeri Ona verirse, işte o zaman o kişinin gözlerinden seyreden iman ettiği yer olur ve dünya o kişinin gözünde basit bir varlık haline gelir. Ve artık insan o Sevgili’den bir an dahi olsun ayrılmak istemez. Fakat genelde insanların bedenleri dünya muhabbetleriyle dolu, bu sebepten dolayı bağdaşamıyoruz. Boşaltalım dünya varlıklarını içimizden, varlık olarak Hazreti Muhammed Efendimizi kalbimize koyalım, bakın o zaman nasıl güzel haller zuhur eder bizlerden. Testi gönlünü ne kadar büyütürse okyanusu o kadar alır. Gönül büyümeden olmaz. Hazreti Mevlana, “Denizin üstünde geminin yüzdüğünü görüyorsunuz ama geminin içindeki sayısız denizleri göremiyorsunuz” der. Bu sözle kendini söylüyor, herkesi değil. Hüsameddin Çelebi der ki: “Kimse ben O’yum demesin. Her kişi bakışı kadar kendinde Mevlana’nın tecellisini bulur. Çünkü Mevlana bir okyanustur. O okyanus bir testiye ancak kabının büyüklüğü kadar sığar.” “O selvi gibi uzun boya posa karşı secde edersem ne olur? Ben, onun maddi varlığına değil, onu yaratanın kudretine, büyüklüğüne hayran oluyorum da secdeye kapanıyorum! Gönül gözü uyanık o aziz varlığa gözlerimi verirsem ne çıkar? Ben, onun sevgi şarabını içerim; zaten benden başka kim içebilir ki?.. O şarabı bugün bulmuş iken içsem de, yarına bırakmasam daha iyi olmaz mı? Çünkü onun şarabı, benim gönül arkadaşımdır; onun yüzünden, gökyüzünün damı bana konak olmuştur! Aşk kanatlarını açarak oraya uçarsam ne olur? Ben gönlü tanımasam ne olur? Bırak; can da varsın gitsin, beden de gitsin! Ben, bunun için gam yemem, gam yemem, gam yemem! Çünkü ben, onun yüzünden yok oldum; gönülsüz, bedensiz kaldım! Herkese rezil olmak istemiyorsan, benim şu öğüdümü dinle: Ben insan şeklinde bir afyon küpü gibiyim, sakın benim ağzımı açma! İstersen beni ateşlere at, ateş bana ne yapabilir? Ben değil gönüllere, göklere bile aşk ateşi attım, onları tutuşturdum, yaktım, yandırdım. Oralarda yüzlerce kavga, yüzlerce gürültü çıkardım. Gökyüzü tamamıyla baş, yeryüzü de tamamıyla ayak olsa, ben ne gökyüzüne baş korum, ne de yeryüzüne ayak basarım. Çünkü ben bunların her ikisinden de değilim; ben başka bir yerdenim, başka bir alemdenim. Ey bizim efendimizin, sahibimizin gönüldeki saf şarabından bize şaraplar sunan saki! Bize bir kadeh daha sun! Bu lütuflara nail olduğumuz için şükretmek bize daha çok yakışır.”

HÜDAVENDİGAR MEVLANA

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply