Mirac, Gökleri Fethetmektir!

Mirac, gökleri fethetmektir. Gökler nasıl fethedilir? Çalışarak fethedilir. İslam alemi, Kur’an’ı ölüye okudu, çalışmadı. İnsan, geriden hiçbir şey isteyemez, geride birşey yok… Hazreti Muhammed, kendini sevenine teslim etti. Allah, insanı kendine vekil kıldı. Yarınlar için çalışmayanın, geleceği kayıptır…
Dinin kuralı, kim tebliğ etti ise, onu sevmektir. Bizim dinimiz insandır. Kurallar olsun olmasın kişi, Hazreti Muhammed’i gönlüne koymadıktan sonra o kuralların kıymeti yoktur.
Bir gün Mevlana’ya sordular: “Sen bu alemden göç ettikten sonra, biz seni nerede bulabiliriz, nerede görebiliriz?”
Mevlana bu soruya şu cevabı verdi: “Bütün alemde ben varım. Nerede bir muhabbet, nerede pürüzsüz bir aşk, nerede bir birlik, nerede sonsuz sevgi, nerede bir temiz duygu zuhura gelirse, ben oradayım. Bütün bu güzelliklere bürünmüş bir kişi var ya, o da benim…”
Kişi, güzelliklerin dışında ise noksanlığı varsa, Mevlana orada yok. Öyle parça buçuk yerde yok. Hakk ile Hakk oldun mu artık her yerde sensin.
Bütün davamız bu yolda nefsle mücadeledir. Çünkü nefsimiz bir an dahi bizi bırakmıyor, hep o galip geliyor. Bu yol ne kadar kolaysa, bir o kadar da zordur. Tasavvuf yolu, demirden leblebi çiğnemektir. Nohudu dişsiz adam da çiğner. Ağzında iki-üç gün tutar, yumuşatır, damağı ile ezer gider, ama demiri ezemez. Midesinde asit olması lazım ki onu eritsin; yani büyük aşk olacak ki o demir leblebi çiğnensin.
İnsan olmak için İnsan’ı örnek almak lazım. En güzel insan, Hazreti Muhammed. Onu örnek almaz, ona uygun adımlar atmaya çalışmazsak, insan olamayız. Velilerimiz güzel, nebilerimiz güzel. Biz onlara ayak uydurmadığımız için cefalar, gamlar, hüzünler, üzüntüler üstümüzden gitmiyor. Hem nefsimizle, hem de Allah’la olmak istiyoruz. Bu, iki karpuzu bir koltukta taşımak istemeye benzer. Bil ki biri düşer kırılır, öbürünü de düşürür. Onun için zahmetli yolu seçeceksin, bil ki sonu rahmettir. Alışverişimiz nedir? İnsanlık al, insanlık ver. Alışverişimiz bu olacak.

“Dostu dosta götüreni, melekleri gökyüzünden yeryüzüne indireni getir!
Her gece, Hazreti Muhammed (s.a.v.) gibi Mirac’a çıkmak için aşk burağına eğer vuranı getir!
Aklını başına al da, sen canla arkadaş ol, onunla düş kalk, onun huzurunda otur! Çünkü her oturuşta, biraz daha onun huylarını, sıfatlarını elde edersin.
Sakisi ruh olan sonsuzluk aşk şarabını alır çekersin, çekince de kendinden geçersin, öyle bir hal alırsın ki, Hakk yolu yolcusuna, “Git de canla oynama huyunu pervaneden öğren!” dersin. Çünkü o, seni din mumunun ateşine çağırmaktadır.
Allah’ın vahyi geldi. Can kulağınızı açın da onu duyun. Çünkü mana kulağı açık olan kişiye, Allah hakikati gören göz ihsan eder.
Dostun gönle gelen hayali sana buluşma müjdesini verir. 0 hayal, o zan seni alır, yakine, tam inanca çeker götürür.
Sen düştüğün şüphe kuyusunda Yusuf gibisin. Dostun hayali de sanki bir iptir sen o ipe sıkıca tutunup çıkarsan kendini yücelerde, göklerin üstünde bulursun.
Buluşma günü aklın başında kalabilirse sana der ki: “Ben, sana nefsani arzularını ayak altına al!” dememiş miydim? İşte dediğim gibi oldu, nefsi terk ettin de dostu buldun.
Eğer sen, insan gibi yaşarsan, doğru bir kişi olursan, can buluşma evine girer. Eğer eğri bir kişiysen, seni atlaslara, giyinmeye, kuşanmaya çeker götürür.
Dünya hayatında başına gelen belalara, cefa dikenlerine katlan! Çünkü çektiğin acılar, sıkıntılar seni dikenlerden alır da güllere kavuşturur. Reyhanların, yaseminlerin bulunduğu bahçeye çeker götürür.
Dost uğruna düşmanların lanetini, hakaretini, küfürlerini şerbet gibi iç! Çünkü bu lanetler, hakaretler, küfürler, seni lütuflara, senalara, aferinlere manevi derecelere ulaştırır.”

HÜDAVENDİGAR MEVLANA

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply