Sabırlı Olmak Allah Sıfatlarındandır.

Ne mutlu bu yaşamın getirdiklerini cesaretle, sabırla, hoşgörüyle karşılayana; çalışkan, azimli, merhametli olana; kendini toprağa benzetene.
Daima yapıcı, birleyici sözler söyleyene. Bu kişi yaşarken yokluğa bürünmüş, yani ölmeden önce ölmüştür; dirilişe hak kazanmıştır.Bazen maşuk, aşığa oyun eder; ona üzüntü verir, türlü türlü yollarla sınar. Bunun sebebi gerçek âşıkla, âşık olmayanı birbirinden ayırmak içindir.
O has aşıklar ister. Her rüzgarda savrulan yaprak gibi olanı uzaklaştırır. Onun için bu yolda aşkın en yakın arkadaşı sabırdır. Sen sabırla, kararlılıkla, şevkle Allah’ın kapısını çalarsan o kapı sana açılır.
Uluhiyyet halkalarından bir halka olan dünya yaşamındayız. Biliyoruz ki bu dünya bir sınav ve arınma yeridir; bir hayalden ibarettir; bizler gelip, burada süremizi doldurup Hakk’a geri döneriz. Yapılan hatalar, düşülen darlıklar, çekilen acılar, uğranan zulümler hepsi bu sınavın parçalarıdırlar. O halde geleni sabırla karşılamak gerekir.
Sabırlı olmak Allah sıfatlarındandır. O, dünyada yapılan yanlışlar karşısında sınırsız sabırlıdır. Düşüncelerimizde, sözlerimizde, davranışlarımızda bu ahlakla ahlaklanmak gerekir. Karşılık vermek, isyana düşmek, kendini üzüntüye kaptırmak, arınma yolunda bizi engeller. Bugün insanlar, küçük sarsıntılarda bile hayatlarının altüst olduğunu düşü- nüyor.
Sabreden kişi gönlünden beklentileri çıkarıp, kendi akıl ve tedbirini bir kenara bırakabilirse Allah’tan razı olmuş demektir. Bu durumda Hakk’ın takdirine uyar, geleni itiraz etmeden kabul eder. Ne varlıkla sevinir, ne de yokluktan şikayet eder. Gelen veya gidenle hal ve hareketi değişmez. Kendi mizacına uygun gelmeyen şeylerde bile sessiz kalır. Az söylemek sabırla birlikte yolculuk eder.
Unutmamak gerekir ki, Peygamberimizin ahlakı ile ahlaklanmak büyük gayret gerektirir. Peygamberimiz yaşadığı dönemde karşılaştığı türlü eziyet ve zulümlerde hiç şikayette bulunmamış, sabretmiş, hatta kendisini savunmak maksadı ile isyana düşenlere bile sabırlı olmayı telkin etmiştir.
Bu sebeple nefsimizin arzularına karşı koyalım, şikayet etmeden sabredelim. Gelen dert ve kazayı reddetmemiz mümkün değildir. O halde değiştireceğimiz şey, bizim o derdi nasıl karşılayacağımızdır. Gelene sükut etmekle gönül gözü açılır, çok söylemekle gönül karanlık içinde kalır. Sükut edebilenin sabrı da imanı da kuvvetli olur.
Peygamber Efendimizin muhabbetini kalbe nakşetmek, nefsimizi yenip Allah’a talip ve dileyici olmak, O’ndan gelene sabır ve rıza göstermek, bizleri adım adım O’na yaklaştırır. Aradaki perdeler birer birer, ikişer ikişer, bazen çok daha hızlı kalkar; cemal cemale kalınır. O zaman yolculuğunuz ebedi yaşam, ebedi sevgi, ebedi huzur ve mutluluk makamında tamamlanır.
Hazreti Ali Efendimizin buyurduğu gibi, “Ey insanoğlu! Gözünü dünyadan çevir, cefa ve eziyetler karşısında sabır göster. Dünya, bir anlık zamandan başka bir şey değildir. Daima Mevlâ’ya yönel.”
“Ey saki, aşk şarabını fazlasıyla sun da, korku da kaybolsun, rica ve ümit de. Düşüncenin de boynunu vur! Onunla hiçbir ilgimiz kalmasın, zaten o nerede, biz neredeyiz?
Ey aşıkın susuzluğuna bizim gibi yüzbinlerce insanın feda olduğu üstün varlık, bana ne su ver, ne ekmek ver, ne huzur ver, ne uyku ver! Ben yalnız seni istiyorum.
Bu gün senin misafirinim, senln aşkınla perişan olmuşum. Bu haber bütün şehre yayıldı her yer bu haberle doldu. Bugün mana şarabının içildiği gün; haydi geliniz.
Demir kırıntıları mıknatısa doğru nasıl koşarlarsa, dünyanın bütün hayalleri, onun hayaline doğru koşmağa başladı.
Dünya, Tur dağına döndü. Her zerresi tecelliye mazhar olarak aydınlatmaya başladı. Ruh da, Hz. Musa gibi tecelli karşısında aklını kaybetti, kendinden geçti.
Kalbine aşk ateşi düşen her varlık, aslına kavuşmak için çırpınmada, dönüp durmaktadır. Aslının aslı ile buluşmak için yokluk da apaşikar el çırpmadadır.
Her ot yeşermiş, güzel, hoş bir halde gülümsüyor. Her zerre, ‘Sabır sıkıntı’nın anahtarıdır!’ ‘Şükür de Allah’tan razı olmanın anahtarıdır!’ diye naralar atmaktadır.”
HÜDAVENDİGAR MEVLANA

About Author

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Leave a Reply