1001 HADİS IŞIĞINDA – 24

“Mazlumun duasından ve kalbinin kırılmasından sakınınız, eğer kafir bile olsa. Çünkü, duaları kabul eden Allah ile, mazlumun duası arasında perde yoktur.”

Hüdavendigar Mevlana der ki: “Cennetteki ağaçlar, senin fermanına tabidir, çünkü o ağaçlar, senin sıfatlarından yeşerdi, meyve verdi. Bu sıfatlar, burada nasıl senin emrine tabiyse onlara karşılık olan şeyler de orada senin emrine tabidir. Bir mazluma karşı elinden bir zulüm çıktımı o zulüm bir ağaç olur, o ağaçtan zakkum biter. Kızgınlıkla gönüllere ateş saldın mı cehennem ateşinin aslı oldun gitti. Ateşin burada nasıl adamları yakarsa ondan meydana gelen eser de orada seni yakar. Kızgınlığının ateşi adamlara saldırmakta ya… ondan meydana gelen ateş de adamlara saldırır. O yılana, akrebe benzeyen huyların yılan ve akrep olur da seni kuyruğundan yakalar. Velilere uymadın, onları bekletip durdun, orada da kıyamet gününün beklenmesi san yar olur, bekler durursun. Hele yarın, hele öbür gün diye vaat eder, Allah’a dönmeyi bekler durursun ya… İşte bu bekleyiş, mahşerdeki beklemendir, vay sana! O uzun günde hesap için, canlar yakan güneşin altında bekler kalırsın… Çünkü sen dünyada göğü de, göktekileri de elbette yola girerim tohumunu eke eke bekletmiştin!”
Maddi veya manevi zenginlikler sebebiyle hiç kimseden üstün olduğunuzu düşünmeyin. Söz, tutum ve davranışlarınızda daima alçakgönüllü ve tevazu sahibi olun. Servet, şöhret, gelip geçicidir; onlar ancak insanlara yardım için kullanılırsa bir anlam ifade eder. Tevazu sahibi olan kişi, hayatın geçiciliğini, geçmesi gereken aşamaları düşünerek hep acizliğinin idrakinde olur. Taşıdığı benlik duygusunu kontrolde tutar. Çünkü tevazu aynı zamanda kuvvetli bir idrak, irade ve akıl gerektirir. Gurura kapılmamak, kalp kırmamak, kibri bir tarafa bırakıp alçakgönüllü olmak, bu iradeyi gösterebilenlere özgüdür.
Bakın yine Mevlana’mız ne güzel buyuruyor: “Hilim kılıcı, demir kılıçtan daha keskin, hatta yüzlerce ordudan daha galip, daha üstündür. Sen demirden kılıç gibi olma; sen, hilim sahibi ol, kalbi kırık, mahzun kişilerin evlerine ışık ol!”
Allah’ın nurunun tecelli ettiği bir kalb, sadece kendisinin değil, bütün varlıkların iyiliği için gayret sarfeder. Yoldan sapanlara, asi çıkanlara dahi rahmani gözle bakarak onların da güzelleşebilmesi için uğraşır ve eğer kendisi müşkül bir duruma düşerse, o zaman da Allah onun yardımına koşar ve böylece Allah’ın rahmetine ve şefaatine nail olur.
Amacımız Allah’a layık olarak tekrar O’na kavuşmak ise, bunu engelleyecek her türlü nefsani hallerden kendimizi koruyalım. Bütün yaratılmışları muhabbetle sevelim. Aynı şekilde davranmayanlara karşı dahi tutumumuzu değiştirmeyelim, bizler onlara örnek olalım. Tevazu ve alçak gönüllülüğü kendimize en değerli ziynet edinelim.
Yeri gelmişken de Hazreti Ali Efendimizin, “Bin sefer mazlum ol, ama bir sefer zalim olma…” diye buyurduğu öğüdünü tekrar hatırlayalım ve daima hafızamızda tutmaya gayret gösterelim.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.