1001 HADİS IŞIĞINDA – 28

“Helak sebebi olan, şu yedi şeyden sakınınız: Allah’a şirkten, sihir yapmak ve yaptırmaktan, şeri ve kanuni bakımdan caiz olmayarak insan öldürmekten, haksız kazanılan parayı ve yetim malını yemekten, düşman ile savaşta iken kaçmaktan, eşlerinize yalan sözde bulunmaktan sakınınız.”

Hüdavendigar Mevlana, Allah’a şirk koşanlara şöyle seslenir: “Kendini derle topla da ne varsa sana söyleyebileyim. Çünkü söz söylemek, tasdik edilmek içindir… Allah’a şirk koşan can, doğruya inanmaz. Feleğin abes şeylerine bölünmüş olan can, altmış sevda ortasında müşterek bir hale gelmiştir. Artık, böyle kişiye bir şey söylenemez, ona karşı susmak daha iyidir… çünkü ahmaklara verilecek cevap sükuttur.”
Düşünün bir sefer; kiminle dirisiniz? Kiminle yaşıyorsunuz? Bize ait ne var? Hiçbir şey yok. Biri kalkıp dese ki, “Ben Allah’a kulluk ediyorum”, yalan söylemiş olur. Hazreti Mevlana bu sözü dahi derine indiğimiz zaman hata buluyor. Söyleyen kişiyi ikilikte buluyor. Sen kimin kudretiyle kime kulluk ediyorsun? Desene o zaman, O kendi kendine kulluk ediyor. Kendi kendine efendilik ediyor.
Peygamber Efendimiz, alemin hakikatinin ve kemalatının beşeri örtüsüdür. Kendisi, “Ben elçiyim, ben kulum” diyerek bunu örtmüş ve gizlemiştir. Böylece bütün insanlık alemine bir kulun nasıl olması gerektiğinin misalini vererek bir hidayet rehberi olmaktadır. Cenab-ı Mevlana da bu hakikati şöyle dile getirir: “Hakikati Muhammediye güneşi beşeriyet örtüsüyle yüzünü gizlemiştir. Bu sırrı anlamaya çalış, bunun doğrusu budur. Bunu en iyi bilen Cenab-ı Allah’tır. Hazreti Muhammed, Hakk’ın esma, sıfat ve zatının çok yüce bir tecellisidir. Bunu bilmeyip, Allah başka Resul başka demek, ikilikte kalmaktır.”
Hazreti Peygamber Efendimiz, sadece Müslüman olanların Peygamberi değildir. O, hakikatte bütün alemin Peygamberidir. O, Rahmetel’il-Alemin’dir. Bundan dolayı bizler hangi milletten olurlarsa olsunlar hiç kimseyi ayrı görmeyiz. Bizde ikiliğe hiç yer yoktur. Fakat malesef bugün Tekbir getirerek kardeş kardeşi öldürmektedir. İslam olmak ne demektir? Muhammed’leşmek demektir. O’nun gibi insanlara rahmet olmaya çalışmaktır, lanet değil.
Etrafınıza baktığınız zaman, malesef insanlar benlikler ve ikilikler yüzünden herkes birbirleriyle kavga etmektedirler, hatta öldürmektedirler. İnsanlıktan çıkmışlardır. Hakikatte ise bir insanı öldürmek, kainatı öldürmek demektir.
Bizim savaşımız kendi nefsimizle olmalıdır, çünkü bizim en büyük düşmanımız kendi nefsimizdir. Cenab-ı Mevlana’nın ilk mürşidi Seyyid Burhaneddin Efendi şöyle der: “Kim nefsiyle barışık ise, bilsin ki o, Allah ile savaştadır.” Ve yine şöyle buyurur: “Denizdeki canavardan korkmayın, nefsinizdeki canavardan korkun.” Yani nefs, insanın en büyük düşmanıdır.
Peygamber Efendimiz, Uhud Savaşı’ndan döndükten sonra sahabesine şöyle seslenmiştir: “Bu savaş küçük bir savaştı; asıl büyük savaş bundan sonra başlayacak.” “Nedir o büyük savaş?” diye sorduklarında da şu cevabı vermiştir: “Bu savaşta görünen düşmanla savaşıyorduk, fakat bundan sonra görünmeyen düşman olan nefsinizle savaşacaksınız.” İnsana, nefsi her an tuzaklar kurmaktadır ve bu tuzaklardan kurtulmanın yolu ise aşk ve riyazattır.
Malesef insanların en medeni peygamber olan Hazreti Muhammed Efendimizi ve onun dini İslam’ı gerektiği gibi anlayamamışlardır. Bugün Hazreti Muhammed’i bir kanun adamı olarak tanıtıyorlar, halbuki o Habibullah’tır, sevgilidir. O, bütün insanlık aleminin sevgilisidir. Çünkü o, en başta Allah’ın sevgilisidir. Allah, tüm bu kainatı onun yüzü suyu hürmetine yaratmıştır. Hazreti Muhammed’in bütün sözleri akıla hitab eder, ruha hitab eder, gönüle hitab eder. Eğer bizler de, bütün Evliyaullah gibi, Hazreti Muhammed’i gönlümüze koyar, onu kendimize ruh edinir ve onun aklı ile yola çıkarsak, bir gün gelir O’nun güzellikleri bizlerde de tecellisini gösterir ve hepimiz topluma faydalı, güzel insanlar oluruz. Kimsenin hakkına hukukuna tecavüz etmeden, mutlu ve huzurlu bir yaşam süreriz.
Bakın Hüdavendigar Mevlana’mız ne güzel bir münacatta bulunuyor: “Ey apaçık alemi aydınlatan güneş, gökyüzünde övülmüşsün sen… Yer de seni tanısın, yeryüzünde de ebediyen övül! Övül de yere mensup olanlarda, yüce gök ehliyle gönülleri bir, kıbleleri bir, huyları bir olsunlar! Ayrılık kalksın, şirk ve ikilik kalmasın! Birlik zuhura gelsin.”

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.