1001 HADİS IŞIĞINDA – 32

“Cenab-ı Hakk’a göre, amellerin en sevimlisi, az olsa dahi, devamlı olarak işlenendir.”

Bana, Allah’a en yakın olan insan kimdir? diye soracak olursanız; daima Allah’ı düşünen insandır, derim. Ve aynı zamanda; vicdanı temiz olan, insanları seven, onları incitmeyen, onları affeden kimsedir.
Allah, bizlerden daima gönül hoşluğu ister, daima kendisiyle beraber olmamızı, bir an dahi O’ndan ayrılmamamızı ister. Allah daima ister ki, kulları kendisinde yokluğa erişsinde dirilsin.
Allah’ın zatında kaybolmayan kimse, daimi cehennemdedir. Bu cehennemin odunu, gurur ve arzularıdır. Vücut hapisanesinden çıkanlar için, azap kalmaz. Bunları temizleyecek yegane şey aşktır. Aşka düşen, dünyanın altında kalmaz, üstünde gezer.
İnsanı Allah’a aşktan başka hiç bir şey götüremez. Her varlık bir koruyucu ister. Aşkın hiçbir kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Aşk ebedidir; yıkılmaz, geçmez, karanlık kabul etmez. Daimi bir şefkat lambasıdır aşk…
Aşkta ‘Celal’ bulunmaz. Aşk daima ‘Cemal’in zatıdır. Aşksız hiçbir varlık yoktur. Ancak bu aşkı yerine sarfedemiyoruz, her birimiz bir yere harcıyoruz da onun için Allah’ı bulamıyoruz. Allah’tan başka her şey ölüdür. Ölüye sarfedilen aşk da ölüp bitiyor. Aşkın geldiği yeri bulsak da, aşkımızı oraya sarfetsek; o zaman aşkımız gittikçe artar, ne biter, ne de tükenir.
Aşık zaten, daima yok olmak isteyen insandır. Yokluğu ve hakikati istemeyen bir insana, bu ilim söylenir mi? Hakikati, yukarı çıkan görür. Aşkı olan, diridir; aşkı olmayan ise, ancak bir gölgedir. Aşk büyüdükçe, anlayış değişir. Bütün zevklerin sonu, bu zevktir. Bu zevk ölmez, ebedidir.
Allah’ın bizden istediği, sadece sevgidir. Allah’a giden yegane yol budur. Sevginin tabi neticesi de teslimiyettir. Biz O’nu sever ve dinlersek, O da bizi kendine alır.
Yine Hüdavendigar Mevlana’mıza kulak verelim, bakın ne güzel buyuruyor: “Dünyadaki yaşayışımız, bazen tatlıdır, hoştur, bazen de kederlerle doludur, hoş değildir! Aklını başına al da sen, daima hoş yaşama mülkünü bağışlayana gönlünü ver; fani dünyaya değil, ebedi hayat lütfedene aşık ol!.. Bütün ömrümüzün gecesi siyah, gündüzü aydınlık olarak geçer! Sen, ilahi nurla daima aydınlık olan bir ömrü ara!.. Ey aşıklar, arı-duru şarap sizindir, size sunulur. Baki olan sizsiniz, beka sizindir! Ey yüreklerinde aşk derdi olmayanlar, kalkın aşık olun… İşte Yusuf’un kokusu gelmekte, hemen koklayın, o kokuyu alın! Aşk, kızıştı da akın etti mi bütün güzeller, göze çirkin görünür. Aşk gayreti, zümrüdü bile insanın gözüne pırasa kadar adi gösterir… İşte ‘La’nın manası budur. Ey sığınacak yer arayan, ‘La ilahe illa Hu’ işte budur… Ay bile sana kararmış çömlek gibi görünür! Aşıkın Allah’tan kazandığı sevap da Allah’tır. Aşıkların neşesi de O’dur, gamı da, hizmetlerine karşılık aldıkları ücret de. Aşık, sevgiliden başkasını seyre dalarsa bu, aşk değildir, aslı yok bir sevdadır. Aşk, o yalımdır ki parladı mı sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar. ‘La’ kılıcı, Allah’tan başka ne varsa hepsini keser, silip süpürür. Bir bak hele, ‘La’dan sonra ne kalır? İllallah kalır, hepsi gider. Neşelen, sevin ey ikiliği yakıp yandıran şiddetli aşk! Zaten evvelkiler de O’ydu, sonrakiler de. İkilik ancak şaşı gözün bir görüşüdür, bunu böyle gör.”

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.