1001 HADİS IŞIĞINDA – 39

“Allah’ın en ziyade sevdiği kullardan birisi de, çevresine ve ailesine en faydalı olanlardır.”

Hüdavendigar Mevlana’mız, “Bu kainatta ne görüyorsanız hepsi Allah’ın, yani sevgilimin ailesidir” diye buyuruyor.
Mevlana’nın çok büyük bir hayranı olan İbrahim Gülşeni de şöyle buyuruyor: “Biz, Cenab-ı Allah’ın ailesi mesabesindeyiz. Sütümüzü, rızkımızı O’ndan isteriz. Peygamber, ‘Halk, Tanrı’nın ailesidir’ buyurdu. Her ne istersek, Allah-u Zülcelal, biz ailesine bir baba gibi rızık verir. Eğer tenin gıdasiyle kanaat edersek, eşek gibi arpa ve samana yaraşırız. Ulu Tanrı’dan ruhumuzun gıdasını istersek, bize Cebrail’in gıdasını gönderir. Mademki ne istersek onu ihsan ediyor, şu halde Tanrı’dan yalnız Tanrı’yı isteyelim. Evet, en iyisi, iman ve taat yolunda yürüyerek, daima O’nu isteyelim.”
Evet, bizler de Allah’ı isteyelim, bu evi O’nun konağı yapalım, O da bizlerde can olsun. Eğer bu evi O’nun konağı yapmazsak, Allah’ı can kılmazsak, biz demek ki boşuz, boşuna yaşıyoruz. Allah’ın konuk olmadığı ev cansızdır ve yıkılmaya mahkumdur.
Peygamber Efendimizin şöyle bir sözü de vardır: “İki günü bir olan benden değildir.” Yani demek istiyor ki: Bugün güzel bir halde yaşadın, ama öyle kalma. Yarın daha güzel bir halde yaşa. Eğer o halde kalırsan ve kendini daha güzel bir hale sürüklemezsen, sen benden değilsin.
Hazreti Peygamber Efendimiz, hiçbir zaman tembelliğe, müsrifliğe yer vermemiştir. Cenab-ı Mevlana yine şöyle buyurur: “Benim tezgahımda eski mala yer yoktur, daima yeni mal üretiriz.” Başka bir yerde de diyor ki: “Cancağızım, bugün seninle çok güzel muhabbet ettik ama, eğer yarına varsak yarına göre konuşalım. Bugünün muhabbetini yarın yapmayalım.”
Fakat malesef genelde hep geçmişten konuşulur, gelecekte neler yapılması gerektiği pek konuşulmaz. Oysa büyüklerimizden bizlere kalmış olan çok değerli sermayelerimiz var. Biz bu sermayeleri çoğaltırsak, yani Hazreti Muhammed Efendimizin, Hazreti Mevlana’nın ve diğer büyüklerimizin bizlere bıraktıkları sermayeleri sahiplenir, onlardan faydalanır ve çoğaltırsak, o zaman onlar bizlerden hoşnut olur ve bu şekilde hem kendimize, hem ailemize ve hem de topluma faydamız dokunur.
Ama eğer o sermayeleri bilgisizce saçıp savurursak, gün gelir iflas ederiz. Neden? Çünkü öylesine dinledik, bir kulağımızdan girdi, öbür kulağımızdan çıktı, o sermayeleri özümüzde benimsemedik, onların güzelliklerini kendimizde ruh edinmedik ve böyle olunca da haliyle ne kendimize ne de topluma bir faydamız dokundu, boşa yaşadık, koca bir ömrü boşuna geçirdik. Ama olan yine bizlere olur, onlara hiçbir şey olmaz. Biz burada tezgahımızı açıyoruz, alan alır, faydalanır; almayan kendisi bilir. Biz bugün toplarız tezgahımızı, yarın başka bir yerde yeni bir tezgah açarız.
Demek istediğim şu ki; elimizde olanla yetinmeyelim, devamlı yeni şeyler üretmeye bakalım, elimizde olanı çoğaltalım, bilgisizce tüketmeyelim.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.