1001 HADİS IŞIĞINDA – 42

“Dostluğunu, öyle tedbirli ve ölçülü bir şekilde bina et ki, belki bir gün, o sevdiğin kişinin buğzuna uğrar da, israf ettiğin sevilme zamanında, eline geçirdiği esrarınla seni, ayağından bağlıyarak, azaba uğratır. Ve buğzunun dahi, yine tedbirli ve ölçülü olmasına çalış ki, belki bir vakit gelir, bütün anlaşmazlıklar, muhabbetlere dönüşür de dostuna karşı ettiklerinden utanırsın.”

Demirciler kazma, kürek yapmak için, demiri ateşe sokar, seve seve döverler; sonra çıkarır, soğuturlar. Her vakit ateşte kalsa, olmaz. Bir içeri, bir dışarı. Böyle daha tatlıdır. Allah aşıkları, bütün bu halleri, ahlakları, sevgileri, korkuları, kızmaları tepeleyip geçerler.
İki kardeş bile, icabında birbirlerine zıt olabiliyorlar; iki Allah aşığının birbirine zıt olduğunu gördün mü? O ister ki öbürü ihya olsun; öbürü de ister ki o ihya olsun. Onların birbirlerini sevmeleri, ebedi hayat demektir.
Tapmanın özü, esası, sevmedir. Mevla’yı da sevgiyle buluruz, belayı da. Onun için seveceğimiz kimseyi, iyi tayin etmeli. Çünkü sevgi, sevdiğimiz kimsenin ahlakını bölüşmek demektir.
Hüdavendigar Mevlana’mız yine çok güzel buyuruyor, diyor ki: “Mademki taş su olur, su da taş olur. O halde her şeyi iyice gören Hükümdarın bütün mülkünü kapladığını bil! Mademki barış savaş olur, savaş da barış olur. O halde her istediğini yapan bilgin Tanrı’nın elindeki sanat kudretini bil…”
Bizim halimiz tarikat değildir. Tarikat bir yol, hakikat ise noktadır. Noktanın neresinden neresine yol olur? Nokta, bizim gözümüz, elif ise vücudumuzdur. Gözümüze Allah için bakan da nokta olur; sesten, sözden kesilir. Vücudumuza bakanlarsa, hakkımızda çeşit çeşit söylerler. Çünkü, söyleyen tarafımıza bakarlar. Noktayı görmek için, elifi terk etmek lazım. Hakikat zaten yokluğun arkasındadır.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.