1001 HADİS IŞIĞINDA – 44

“Ekiniz, biçiniz, ziraatle meşgul olunuz. Zira, ziraat mübarek bir iştir.”

Hüdavendigar Mevlana’mız buyurur, der ki: “Sel denize kavuştu deniz oldu. Tane ekinliğe vardı, ekin oldu. Ekmek, Adem’in vucuduna karıştı, ölü iken dirildi, haberdar oldu. Mum ve odun, ateşe can verip yanınca nursuz vücutları nurlandı. Sürme taşı, döğülüp gözlere çekilince iyi görmeye sebep oldu, gözcü kesildi. Ne mutlu o adama kendisinden kurtulmuş, diriye ulaşmıştır! Yazık o diriye ki ölü ile oturmuş, ölmüş; hayatını kaybetmiştir…”
Peygamber Efendimiz bütün yaşamı boyunca hep gönüllere insanlık tohumları ekmiştir. Ondan sonra gelen veliler ise ondan daha açık konuşarak, yine onun sonsuz iç alemini dile getirmişlerdir. Ve onlar bir iken binler olmuşlardır. Evet, binler olmuşlardır, hatta milyonlar olmuşlardır ama bugün onun iç alemini en güzel şekilde dile getirenler, onu en güzel şekilde yaşatanlar yine tasavvuf ehli olmuştur. Ne kadar tasavvuf ehli varsa hepsinde Hazreti Muhammed’in sıfatı vardır.
Hazreti Muhammed’e tam bir imanla yüz tutanlar rahat ettiler. Hazreti İsa’ya, Hazreti Musa’ya yüz tutanlar rahat ettiler. Kim peygamberlerin sözünün dışına çıkıp egosunda kaldıysa perişan oldu. Çünkü peygamberler, evliyalar menfaatsiz dostturlar. Onlar bu dünyaya insanları irşad etmek, gel benim gibi ol, demek için geldiler. Sevdiler, hep sevgiden söz ettiler, hiç usanmadan cemaatlerinin yanlarında bulundular. Onların sözleri ferahlık verip, huzura kavuşturdu. En sonunda gözler açıldı, gönüller büyüdü, ruh ferahlığa kavuştu ve oraya imanla baktılar. Onların gövdeleri kalktıktan sonra kim oraya tam vekalet ettiyse aynını söyler. Bu fakir Hasan Dede, ikilik tohumu atmadı, küfrü de iman bildi. Temize dokunamazsın ama öbürleri ile uğraşırsın, küfürde olanları da yavaş yavaş bıkmadan yola getirmeye çalışırsın.
Şöyle misal vereyim: Bir ustaya, ama gerçek, kamil bir ustaya, bir hamur verdiniz mi, o usta o hamurdan sayısız suretler meydana getirir. Yani simit yapar, poğaça yapar, börek yapar… Hepsinin ana maddesi nedir? Hamur. Pekala, aynı hamur usta olmayan birinin eline geçse, o ne yapar? O da sadece ekmek yapar, çünkü işlemesini bilmez.
Demek istediğim şu ki; elimizde olanla yetinmeyelim, devamlı yeni şeyler üretmeye bakalım, elimizde olanı çoğaltalım, bilgisizce tüketmeyelim.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.