1001 HADİS IŞIĞINDA – 59

 

  • “İyilik görmek ümidinde iseniz, onu güzel yüzlülerde arayınız.”
  • Hazreti Muhammed’in sadece dışına bakılırsa, bir yere varılmaz, O’nun dış kısmı bizler gibi görünür. Ama O’nun içi, yani hakiki yüzü, nur ala nurdur. O, hakiki yüzünü gösterirse yer gök yerinden oynar. Başta güneş, ay, yıldızlar ve bütün varlıklar O’na rücu ederler. O’nun yüzü bu sebeple örtülüdür.
    Ashabı, kendisine kıyameti sorduklarında, bu yüzden onlara, “Kıyametin büyüğü benim. Ben eğer yüzümü açarsam, işte o zaman kıyamet kopar size. Çünkü siz beni kendiniz gibi görüyorsunuz” diye cevap vermiştir.
    Aslında bütün dava şudur: Bir mürid sıdkı bütün imanla ikrar verdiği yere bağlanırsa, gönlünü tamamiyle bağlandığı yere verirse, Peygamberini, Tanrı’yı ve Tanrı’nın sevgililerini ikrar verdiği yerde görürse, yavaş yavaş artık onda perdeler kalkar, çok şeyler görünür ve artık kimsenin sözü ona tesir etmez. Hazreti Mevlana’yı ele alalım, Divan-ı Kebir’inde öylesine kasideler dile getiriyor ki, akıllar duruyor. Hazreti Mevlana henüz yedi yaşındayken Cenab-ı Hakk bir sefer ona yüzünü gösterdi. Mevlana bununla yetinmedi, büyük bir aşkla o yüzün peşinde koştu ve onun sayısız sefer değişik yüzünü gördü ve onda yandı.
    Herkesin anlayabilmesi için bunu şöyle bir örnekle dile getirelim: Dünyada altıbuçuk milyar insan var, ve bunun birbuçuk milyarında Hazreti Muhammed’in nuruyla nurlanmış güzel yüz var diyelim. Şimdi o birbuçuk milyar nurlu yüzü bir cemalde toplayalım, acaba kendi aklınızla bu cemale bakabilir misiniz? Bakamazsınız, çünkü anında erir ve su haline gelirsiniz.
    Onlar, bizler gibi, sıradan bir insan suretine bürünmüşler ve örtmüşler hakiki yüzlerini. Ancak bunu anlıyacak olan yolcudur, yani mürittir. Bir mürid daha önce de söylediğim gibi sıdkı bütün bir imanla ve pürüzsüz bir sevgiyle ve aşkla bağlanırsa ikrar verdiği yere, işte o zaman manasında kabı taşıdığı kadar açarlar yüzlerini ve mürid o yüzde yanar, aşık olur ve artık hep o yüzün peşinde koşar. Bütün Evliyaullah, kapları taşıdıkları kadar geceleri Hazreti Muhammed’in yüzünü gördüler ve onun aşkında yandılar. Şimdi, kimse cübbeye, bilgiye veya ilme aşık olamaz, ama hakiki yüzü gördü mü sevgisi artar ve aşka dönüşür.
    Hazreti Ali de, şöyle buyurur: “Ben görmediğim Allah’a ne inanırım, ne de iman ederim.” Hazreti Ali Efendimiz, Hazreti Muhammed Efendimizin terbiyesinde büyüdü, onun her sözüne inandı ve iman etti. Hazreti Ali, Hakk’ın nurunu Hazreti Muhammed’de gördü. Mürşid-i Kamil’ler de Hazreti Muhammed Efendimizin varisleridirler, onu kendilerine bende etmişlerdir ve onu temsil ederler.
    Bu cihanın Kutb’u, insanların gözbebeğidir, onu arayıp bulmak gerekir. Hüdavendigar Mevlana, Kutub için “O aslandır, işi gücü avlanmaktır. Halk onun artığı ile geçinir. O akla benzer, halksa onun uzuvlarıdır. Kutub kendi çevresinde döner dolaşır, göklerse onun çevresinde. Hatta o, işte O’ dur! Güneş, yüzünü insan sureti ile örtmüş, insan suretinde gizlenmiştir. Artık anlayıver!.. İnsanı gerçeğe, yani hakikatine götürecek bir kılavuz gerektir. Musa bile Hızır’ın hükmüne girdi de hakikate erdi. Zaten bütün dünya, o bir tek kişiden ibarettir” diye buyurur.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.