1001 HADİS IŞIĞINDA – 62

“Bir toplulukta, ulviyet ve keremle maruf birisi, size geldiği vakit, ona ikramda bulununuz.”

En büyük kerem sahibi yüce Allah’tır.
Hazreti Ali Efendimizin, bir diğer ismi Keremullahu Veche, yani O, Allah’ın bütün kerametlerine sahiptir, Onun maneviyatı çok yücedir, Onun yüceliğini akıllar almaz. Ancak şöyle bir misal verebiliriz, bugün atom bombasından daha güçlü hidrojen bombası vardır, işte Hazreti Ali’nin maneviyatı o hidrojene benzer.
Cenab-ı Peygamber Efendimize bir soru soruyorlar: “Ya Resulallah, kainat henüz yaratılmamışken Allah ne idi ve nerede idi?” Peygamber Efendimiz cevap olarak şöyle buyuruyor: “Allah vardı ve bu kainat henüz ortada yokken yine vardı; kainat yaratılmamışken bile onu gören ve bilen bir Allah vardı.” Cenab-ı Ali Keremallahu Veche Efendimiz de: “Aynı şu anda da böyledir” buyuruyor.
Allah dışında hiçbir varlık yoktur. Bizden de dile gelen kendisidir. Allah, her zaman kemalatıyla çıkar, olgunluğuyla çıkar ve kiminle dile gelir? Bir mürşid-i kamille dile gelir.
Bu kainat henüz yok iken Allah vardı. Kainatı yarattı ve o kainatta yine kendisi vardı; yani insanı yarattı. İnsanda kendisini yarattı, insan gözüyle bütün yarattıklarını seyredip, isimlendirdi. Kendi ismini de yine insandan aldı. Allah, her zaman vardı ve varolmaya devam edecek. Kainat, O’nunla var oldu. Bu kainat insansız ne işe yarar? Hiçbir işe yaramaz.
Hazreti Muhammed Efendimizin bir diğer adı Habibullah’dır, yani Allah’ın sevgilisi. Herşey sevgiye, aşka, imana, kendini sevdiğin yere perçinlemeye dayanıyor. Bunları yapabildin mi, sende Hakk’ın güzellikleri meydana tecelli etmeye başlar. Biz en son yaratıldık ama, Yaratan da bizde yaratıldı. Aşk her şeyin aslıdır. İlimleri doğuran, akılları ihya eden aşktır.
İçimizdeki varlık ‘Ve nefahtü fihi min ruhi – Kendi ruhumdan üfledim’ gıdasını alır; aldıkça iştahı artar. İşte bu iştaha ‘aşk’ denir. Aşk insanın gönlüne hem gözden, hem de kulaktan girip doğabilir. Aklın sabahına ulaşmak için gönülü illa bir ‘Gönül’e katmak lazım. Çünkü mayasız hamurdan ekmek pişirilmez.
Hüdavendigar Mevlana, şu beyitlerinde bizlere ne güzel sesleniyor: “Kalb huşu sahibiyse kalbe bakarız, isterse sözünde kulluk ve aşağılık olmasın! Çünkü gönül cevherdir.. Söz söylemekse araz. Bu yüzden araz, ariyettir, maksat cevherdir. Manası gizli kapalı, yahut başka olan bu çeşit laflar, ne vakte kadar sürecek? Yanıp yakılmak isterim ben, yanıp yakılmak. O ateşe düş! Canda sevgiden bir ateş tutuştur.. Düşünceyi, sözü, baştanbaşa yakıver! Ey Musa, edep bilenler başka, canı, ruhu yanmış aşıklar başka… Biz; dile, söze bakmayız; gönüle, hale bakarız…”

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.