1001 HADİS IŞIĞINDA – 66

Cenab-ı Hakk, bir kimsenin hayrını murad ettiği takdirde, onu, insanların ihtiyaçlarının makamı eyler.

 

Sizlere şöyle bir hikaye anlatayım: Şems-i Tebriz Hazretlerinin yaşadığı devirde, Konya’nın Kutbu, Hazreti Mevlana’nın babasının bir dostu, Hazreti Mevlana’yı huzuruna çağırıyor, maksadı ise, Şems ile Mevlana’yı birbirlerinden ayırmak. Hazreti Mevlana, Şems olmadan gitmek istemiyor. Hazreti Şems, Mevlana’nın bu kararından dönmeyeceğini görünce onunla beraber gitmeyi kabul ediyor. Kutub, Hazreti Mevlana’yı görünce seviniyor ama arkasında Hazreti Şems’i görünce bir anda yüzü değişiyor, asabileşiyor. Onun asabileştiğini gören Şems, Kutub’a bir nazar ediyor, Kutub kekelemeye başlıyor. Hazreti Mevlana, Şems’in nazar ettiğinin farkına varınca, ondan tekrar Kutbun dilini çözmesini istiyor. Bunun üzerine Hazreti Şems nazar etmeyi kesiyor, kesince Kutbun da dili çözülüyor ve isyandan da küfürden de tövbe ediyor. Yine bir gün Kutub yolda giderken Hazreti Şems’e rastlıyor ve onu görür görmez, “La ilahe illallah Şems Resulallah…” diye zikre başlıyor. Bunu duyan halk Kutba sövmeye başlıyorlar ve üzerine yürüyorlar. Hazreti Şems derhal bir nara atıyor ve onun bu narasından halkın elleri havada kalıyor. Hazreti Şems, Kutubu alıyor ve bir çeşme başına götürüyor, elini yüzünü yıkamasına yardım ediyor. Kutub yine aynı zikire devam ediyor, “La ilahe illallah Şems Resulallah…” Hazreti Şems, “Sus efendi” diyor, “öyle zikretme, söyle, la ilahe illallah Muhammeden Resulallah…” Ve şöyle buyuruyor: “Hazreti Muhammed ile benim aramdaki ayar farkı aynıdır, O da yirmidört ayar altındır, ben de. Ama Hazreti Muhammed işlenmiş altındır, Onu bütün kainat tanır, ama ben işlenmemişim. Sen Hazreti Muhammed’i zikrettiğinde beni de zikretmiş olursun.”

Cenab-ı Mevlana da bununla ilgili olarak şöyle buyurur:

“Sadece Resullah şefaatçi değildir, öyle Mürşid-i Kamiller vardır ki, onlar da Resulallah gibi cemaatlerine şefaatçidirler.”

Bir insan huzurlu olmak isterse en başta şunu düşünmesi lazımdır; en büyük akıl sahibi Hazreti Muhammed’dir; Onu bulmak için de Hazreti Muhammed’in bendesi olan bir Mürşid-i Kamil ile yola koyulması, ona tam manasıyla kendini verip teslim olması ve orayla aklını büyütmesi gereklidir.

Böyle bir Mürşid-i Kamil, yolcusunu alıp kötü huylarından arındırır ve onu iyi bir insan haline getirir. Diğer bir deyişle değersiz bir madeni alıp, mesela bakır gibi, kimyasını değiştirerek, altın haline getirir. O zaman onun yaşamı değişir ve hakikatte “İnsan” ne demekmiş öğrenir.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.