1001 HADİS IŞIĞINDA – 67

Bir fenalık ettinse, arkasından bir iyilik yapmaya çalış.

 

Hüdavendigar Mevlana buyurur, der ki: “Bilirsin ki Allah, her şeyi bilir… her şeye, ona layık olan ilacı verir. Ne vakit bir eğrilik ettin, ne zaman bir kötülükte bulundun da onun ardından derhal layığını görmedin? Ne zaman gökyüzüne bir nefes bir dua gönderdin de ardınca ona benzer bir iyilik gelmedi? Dikkat etsen, uyanık olsan her an, yaptığın işin cevabını görürsün! Remiz ve işareti gören kişiye açık söz söylemeye ihtiyaç var mı? Gönül kötülük yüzünden karardı da kapkara oldu mu artık anla… Kendine gel de eğer sana gönül gerekse dikkat et… çünkü her işin ardından senin için bir şey meydana gelir! Himmetin bundan fazla olursa dikkatle işin, daha yücelir! Ey gama, kedere dalmış adam! Azar azar ateşe nur serp ki ateşin nura dönsün. Ya Rabbi, sen de o tertemiz suyu serp de alemin şu ateşi tamamıyla nur olsun. Denizin suyu hep ferman altındadır; ya Rabbi su da senindir, ateş de! Sen istersen ateş, latif su olur; dilemezsen su bile ateş kesilir.”

Hazreti Ali Efendimiz’den örnek verelim: O, Hazreti Resulallah gibi aynı yükü taşımaktaydı. O, daha namazda kıyamda dururken çocuk gibi ağlar, gözyaşları yanaklarından sel gibi akardı. Onun bu halini görenler, Hazreti Ali Efendimiz namazını bitirdikten sonra ona sordular: “Bu halin nedir ya Ali? Namaz kılarken bir çocuk gibi ağlıyorsun?” İşte Hazreti Ali Efendimizin verdiği cevap: “Ben öyle bir yükün altına girmişim ki, korkuyorum bir yanlış yapmayayım.” Yine soruyorlar: “Neyi yüklendin ya Ali?” Hazreti Ali buyuruyor: “Allah’ı yüklendim.”

İnsanda haset var, inat var, gurur var, kibir ve öfke var… Bir insanın iç alemi bu huylarla bozuk olunca, hiçbir şey ona huzur vermez. Arif-i billah olan Allah dostları hep vücutlarında ihtilal yaptılar ve nefslerini bütün kötülüklerden arındırdılar.

Cenab-ı Mevlana yine buyuruyor ki: “Yiğit kişi, nefsine ve öfkesine hakim olandır.” İbtidada yaşayanlar, genel olarak hayali bir Allah’a inandıkları için, yanlış işler yapıp sonra da tövbe edince yapmış oldukları bu yanlışların Allah tarafından affedileceğini zannederler. Hüdavendigar Mevlana’nın onlara cevabı şöyledir:

“Ne zaman tövbene bir tövbe edeceksin ki, bir daha tövbe etmeyesin…”

Bakın Kuran-ı Kerim’in, Nisa suresinin 18. ayetinde şöyle buyruluyor: “Makbul tövbe, kötülükleri yapıp yapıp da kendisine ölüm gelip çatınca, ‘İşte ben şimdi tövbe ettim’ diyen kimseler ile kafir olarak ölenlerinki değildir.”

Yine İmam Ali Efendimizden bir örnek verelim: Bir gün Hazreti Muhammed, Ömer-i Faruk ve Ebubekir-i Sıddıyk ile otururlarken, Ömer-i Faruk’a dönüp şu soruyu soruyor: “Ya Ömer, birisi sana bir kötülükte bulunsa senin tavrın ne olur?” Ömer diyor ki: “Ona karşı dinimizin gereğini yerine getiririm ve iyilikle karşılık veririm.” Hazreti Peygamber yine diyor: “Ya tekrar kötülük yaparsa?” Ömer, “Yine iyilikle karşılık veririm, ya Resulallah” diyor. Peygamber Efendimiz tekrar, “Ya tekrar yaparsa” diye buyuruyor. Ömer-i Faruk bunun üzerine diyor ki: “O zaman ben de ona aynı şekilde karşılık veririm ki anlasın…” Peygamber Efendimiz, bu sefer Ebubekir-i Sıddıyk’a dönerek aynı soruyu soruyor… O da ilkinde diyor: “İyilikle karşılık veririm ya Resulallah.” “Peki yine yaparsa?” “Yine iyilikle…” “Tekrar yaparsa?” “Bu sefer artık ben de onun gibi yaparım…” O sırada İmam Ali Efendimiz yanlarına geliyor. Hazreti Resulallah, aynı soruyu İmam Ali Efendimize de soruyor: “Ya Ali, sana biri bir kötülükte bulunsa, nasıl karşılık verirsin?” İmam Ali Efendimiz cevap veriyor: “İyilikle karşılık veririm, ya Resulallah.” “Peki yine sana kötülük yaparsa?” “Yine iyilikle karşılık veririm, ya Resulallah.” “Peki tekrar yaparsa?” İmam Ali Efendimiz, bu sefer O’na şu cevabı veriyor: “Ya Resulallah! O kişi bana kıyamete kadar kötülükte bulunsa, ben ona yine iyilikle davranırım…” Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, “Ya Ali, işte beklediğim cevap bu idi” diyerek ona tebessüm ediyor.

İşte İmam Ali Efendimiz, ne kadar Allah ile Allah olduğunu bu davranışıyla bizlere kanıtlamıştır. Eğer bizler de Allah ile Allah’laşırsak, yokluğa bürünüp herkesi kendimizden üstün görür ve ona göre davranırsak, o zaman güzel insanlar oluruz, o zaman hem kendimize hem de çevremize karşı sorumluluklarımızı en güzel şekilde yerine getiririz ve o zaman, “Yokluk benim iftiharımdır” diye buyuran Peygamber Efendimizi hoşnut etmiş oluruz.

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.