1001 HADİS IŞIĞINDA – 71

“Birisi, size bir şey söylediğinde, kimseye söylememeniz için tenbihte bulunmasa dahi, o söz işitene emanettir.”

Hüdavendigar Mevlana buyurur, der ki: “Duymadın mı, ‘Dünya ancak bir oyundan ibarettir’ denmiştir. Sense oyuna daldın, elbiseni yele verdin, şimdi korkuya düştün. Gece gelmeden elbiseni ara, gündüzü dedikoduyla zayi etme. Hasılı ben de ovada kendime halvet bir yer seçtim, halkı elbise hırsızı gördüm.”

Yine Hüdavendigar Mevlana’nın, “Allah’a gönül doğruluğu ile eğilirsen yıldızlardan kurtulur, Allah’a mahrem olursun! Mahrem oldun mu sana ağız açar, sırları söylerim…” diye buyurduğu gibi, sırlar sadece mahrem olanlara söylenir, ki namahrem olanlar bu sırları duyup da kendi çıkarlarına göre kullanmasınlar.

‘Mahrem’ ne demektir? Allah ile Allah olmuş, kendi benliğinden geçmiş ve tamamen Hakk’da yokolmuş kişidir. Hal böyle olunca da, demek ki Allah hakikatte sırlarını yine kendinden kendine söylüyor.

Zaten Hakk ile Hakk olmuş, yani Muhammedi’leşmiş bir kişide dedikodu yoktur, haset yoktur, kin ve nefret yoktur. O, emin, güvenilir ve edebli bir kişidir. Böyle bir kişiye söylenmiş bir söz, sır olmasa dahi, artık onun emaneti sayılır. Zaten onun derdi Allah’tan başkası değildir ki, onun işi gücü Allah’tır; başkalarının yaptıklarıyla ve söyledikleriyle uğraşmaz.

Biz her zaman deriz ki: “Aşk, edepten doğar.”

Sizlere Mevlana’mızın Mesnevi’sinden şu hikayeyi anlatayım: “Birisi, bir dostunun kapısına gelip kapıyı çaldı. Dostu ‘Kapıyı çalan kim?’ deyince. ‘Benim’ diye cevap verdi. Dostu ‘Git, şimdi zamanı değil. Böyle bir sofra, ham kişinin makamı olamaz. Hamı, ayrılık ateşinden başka ne pişirebilir, nifaktan ne kurtarabilir?’ dedi. Adamcağız gitti, tam bir yıl dostunun ayrılığıyla yanıp yakıldı. Yanıp pişerek tekrar döndü, geldi. Dostunun evinin etrafında dolaşmaya başladı. Kapıya varıp ağzından edepten dışarı bir söz çıkmasın diye yüzlerce korku ile edepli edepli halkayı çaldı. Sevgilisi ‘Kim o?’ deyince ‘Gönlümü alan sevgili sensin’ diye cevap verdi. Sevgili ‘Mademki bensin, ey ben, gel içeri gir! Ev dar, iki kişi sığmıyor’ dedi. İğneye geçirilecek iplik iki ayrı iplik olursa geçmez. Mademki birsin, bu iğneden geç!..”

Allah’ın bütün sırlarına vakıf olan Mürşid-i Kamil, kalpten geçenleri bilir. Onun huzurunda kötü düşüncelerden sakınmak gerektir! O bilir, o anlar, o herkesi olduğu gibi görür. O, herkesin sırrını bilir ama sırrını bildiğini anlatmamak, ayıbını yüzüne vurmamak için de yüzüne güler…

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.