Hakk ile Hakk Olmak

Bir insanın kimliğine ulaşması için aşka düşmesi lazım. Bir insan aşka düşmedi mi, akılda kaldı mı, ona ne şekilde anlatılırsa anlatılsın fayda vermez. Oysa insan aşka düştüğü zaman aklını bir tarafa bırakır. Onun artık aklı fikri sevdiği olur. O artık sevdiğinde meftun olur. Aşık nereye giderse gitsin; yolda, işte, yemekte, hep sevgilisiyle beraberdir. Şimdi böyle bir aşkta yaşayan kişi yaşadığı bu mecaz aşkı manaya çevirebilirse, yani kendini Hazreti Muhammed Efendimizin güzelliklerine verebilirse, bütün sevgisini ve aşkını Hazreti Muhammed Efendimize yönlendirebilirse, işte o kişi o zaman hedefine ulaşır, Hakk ile Hakk olur.
Aşk şarabı hakikatte gönüldür. İnsanın gönül verdiği yer, zaten aradığı yerdir. Bu aşkla dünya durdukça yanmaktayız ve biz yokuz hep O var, çünkü aradığımızı bulmuşuz. Peki ya bulamayanlar? Ne arıyorlar, neden başka yollara saptılar? Bu yollardan beklentileri nelerdir? Bizim vazifemiz buraya gelenlerin beklentilerini bir yere kadar akıl yoluyla onlara hitab ederek karşılamak ve daha sonra o güzelliklere yolcuyu çekmek, sevgisini çoğaltmak ve aşka dönüştürmektir. Yolcu aşka düştüğü zaman aradığını bulmuş sayılır ama aşka düşmedi mi yolda kalmış sayılır.
Eğer sevgi olmadan, aşk olmadan yaşıyorsan, bil ki sen ölmüşsün. Ama bir yere gönlün varsa, muhabbetin varsa, o zaman yaşıyor ve yaşatıyorsun. Biz, Allah’ı yaşatmak için geldik bu aleme. Dünya nimetleri için gelmedik. Ama bu demek değil ki, dünyadan elini ayağını çekeceksin. Elin dünyada olsun, ama gönlünü verme. Gönlün Allah’da olsun. Kazandıklarınla da hayır yapmaya koş, Allah yolunda harca ki, Allah’ın rızasını kazanasın. Çünkü dünya nimetlerinin hiçbiri kabire gitmez.
Hazreti Mevlana, insan bedenini bir sandığa benzetir. Daha bu sandık açılmadığı ve kişi iç aleminde kaldığı için devamlı ıstırabdadır. İnsan, sevgisini, muhabbetini, aşkını yüce bir yere sunarsa, o kişide artık kendi kişiliği kalmaz ve sevgisini, muhabbetini ve aşkını sunduğu yer artık onda varlığını gösterir. Yaşadığımız bu alem, insan yanında çok cüzi bir varlıktır.
Şimdi bir insan, bir Hakk yoluna, hangisi olursa olsun, intisab etti mi, bilsin ki, kendini ölümsüzlüğe götürmektedir. Ama bunun için çalışacak, o güzellikleri kendinde çoğaltacak ve O olmaya çalışacak. Bunu söylediğimiz zaman, O kimdir? Hakk’dır.
Mevlana’mız da şöyle der: “Sevgisiz ve aşksız geçen ömrü ömür sayma.” Eğer sevgi olmadan, aşk olmadan yaşıyorsan, bil ki sen ölmüşsün. Ama Hakk’a gönlün varsa, muhabbetin varsa, o zaman sen, Hakk ile yaşıyor ve yaşatıyorsun.

“Neşesizlerin, hayattan bıkmış ve usanmış olanlann hepsi de gittiler! Evin kapısını kapayınız; düşüncelere dalmış, ümidini kaybetmiş şu aklın haline de gülünüz!
Mademki siz de Hazreti Muhammed(s.a.v.)’in manevî evlatlarındansınız, müminsiniz, mirac ediniz, göklere yükseliniz de, ayın yanağını öpünüz!
Ey neşesizler, ey hayattan bıkmış usanmış kişiler! Niçin cesaretinizi kaybettiniz, niçin gittiniz; aşk uğrunda neden Ferhad gibi dağları delmediniz?
Öyle oldu, böyle oldu; niçin doğru gelmedi? Kendiniz nasılsınız, değeriniz nedir; biliniz, anlayınız!
Mademki aşk çeşmesini gördünüz, ümit çeşmesini gördünüz, neden kana kana su içmediniz? Mademki o güzeli gördünüz, nasıl oluyor da hala kendinizi beğeniyorsunuz?
Mademki nur almak, nürlanmak istiyorsunuz, devletten, saadetten kaçmayınız; zaten O’nun tuzağına düşmüşsünüz!
Canı ile oynayan pervane gibi, muma doğru koşunuz! Ne diye vefasız arkadaşa kendinizi vermiş, ne diye ona bağlanmışsınız?
Pervanenin, mumun alevine kendini attığı gibi siz de aşk ateşine kendinizi atınız, yanınız yakılınız da, gönlünüzü, ruhunuzu aydınlatınız! Hayretinizden senelerin eskittiği, hırpaladığı bu köhne bedeni atınız da, taze bir tene, yeni bir bedene kavuşasınız!”

HÜDAVENDİGAR MEVLANA

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.