Hazreti Ali Efendimiz şöyle buyurur: “Kişi dili altında gizlidir.”

Bir adamı tanımak istersen söze getir, konuştur. Konuşmaya başladı mı onu anlar tanırsın.
Hazreti Ali Efendimiz şöyle buyurur: “Kişi dili altında gizlidir.”
Bir gün Hüdavendigar Mevlana’nın huzuruna iki kişi geliyor. Hüdavendigar Mevlana ikisiyle de muhabbet ediyor, fakat biri susuyor hiçbir şey söylemiyor, diğeri de sorularına cevap veriyor. Bu iki kişi Mevlana’nın huzurundan ayrıldıklarında, aynı muhabbet ortamında bulunanlar Mevlana’ya sormuşlar: “Bunlar nasıl kişilerdi ya Mevlana?” Mevlana şöyle cevap vermiş: “Konuşan kişi şu derecededir, diğeri hakkında bir şey diyemiyorum, çünkü konuşmadı.” Yani kimliği ortaya çıkmadı.
Bizler, mademki sarraf dükkanında çalışıyoruz, toplum ne ayardadır, konuşmalarından anlarız. Fakat bizlerin önemli bir vazifesi de, onların örtülerini kaldırmadan onlara insandan söz etmek. Böylece belki o insandan örnek alır da, bir gün gelir o da güzel bir insan olur, Hakk olur. Kısaca, insanın bedeni libadır, örtüdür. Bir Hakk dostu, Hakk ile Hakk’tır, ama bu sırrı aşikar edemez, ben Allah’ım diyemez. Ne kadar yoklukta durursa, o kadar Hakk’ın yüzü ondan tecellisini gösterir.

“Ey bizim canımızı tatlılaştıran, bize bizi sevdiren, kendinde olanı, kendini göreni kendinden geçir, kendine yabancı kıl! Kendinden geçeni kendine! Şu dervişe, şu yoksula da bir şey ver!
Aşıkları şereflendir! Ufukları nurunla aydınlat! Herkesin ilaç sandığı tiryakı, nefsani arzuları zehir haline getir! Şu dervişe de bir şey ver!
Ay gibi nurlu ve güzel yüzünle, tesirli gözlerinle seni sevenlere bakmak lütfunda bulun! Bizi kendine yol arkadaşı edin! Şu dervişe de bir şey ver!
Dervişliğin nişanesi, belirtisi nedir? Herkese elinden geldiği kadar iyiliklerde bulunan, yardımcı olan, etrafa inciler saçan cömert kişi; tatlı dilli olup kimseyi incitmeyen, değerli sözler söyleyen seçkin insan derviştir. Yoksa herkesi aldatmak için yüz parçadan dikilmiş yamalı hırka giyen kişi derviş değildir. Sen şu dervişe, yoksula birşeyler ver.
Ey aziz varlık! Acılar seninle tatlılaşır. Küfür senin yüzünden din olur, dikende; nesrin, ağustos gülü haline gelir. Sen bu dervişe birşeyler ver!
Ey benim canım, sevgilim, küfrüm, imanım, padişahlarımın padişahı! Şu dervişe, yoksula bir şey ver!
Ey fani olan bedene, maddi güzelliğe gönül verdiği için bir türlü huzur bulamayan, hüzünler içinde kalan kişi! Bedenle uğraşıp durma, bedene bakma! Şu dervişe, yoksula bir şey ver!
Ey benim mum gibi nurlar saçan, karanlığı aydınlatan sevgilim! Ben bugün birşey yapacağım. Senin alevinin etrafında pervane gibi dolaşacağım ve senin aşk ateşine canımı vereceğim. Sen şu dervişe, şu yoksula bir şey ver!”

HÜDAVENDİGAR MEVLANA

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.