İhlas-ı Şerif’in manası çok yücedir ama Allah’a kulluk edersen bu sıfata nail olursun.

Allah’a gösterilecek saygı, yani ibadet nedir?
Hüdavendigar Mevlana şöyle buyurur: “İki irfanın, aşığın birbirine baş kesmesidir.” Yani bir birinde Hakk’ı görmesidir. Bu ne mana taşır? Onlar birbirlerini Hakk olarak gördükten ve bu gerçeği bildikten sonra birbirlerine İhlas-ı Şerif’i okurlar. ‘Kul Hu valla Hu ehad – Ey kul yemin ederim o Allah için, o ehad sensin; Allah Hu samed – Dünyada Allah’tan daha mert yoktur, o mertliği de sana vermiştir; Lem yelid velem yuled velem yekun le Hu küfüven ehad – Allah’ım sen ne doğarsın ne de bir tane daha doğar senin gibi, ey sevgilim, bana sıdk-ı bütün bir münacatta bulunursan, sana bir zarar gelmemesi için, ben bütün bu alemi yok ederim senin için, seni baki kılarım.’ İhlas-ı Şerif’in manası çok yücedir ama Allah’a kulluk edersen bu sıfata nail olursun.
Şimdi kimin kudreti ile bu kelamlar dilimizde zuhura geldi? Allah’ın… O zaman Hakk, kendini insandan söylüyor. İnsan bunu ağzıyla okuyor, kulaklarıyla da işitiyor, fakat aklı ve gönlü başka yerde olduğu için hiçbir anlama sahip olamıyor, okuyup üflüyor ve bütün güzellikler rüzgara gidiyor. Gerçekte insan Yaratıcı’nın elçisidir.
İhlas-ı Şerif okunduktan sonra iki can ayrılırken Fatiha suresine gelirler. Fatiha suresi tam olarak şu manayı taşır: ‘Elhamdülillahi Rabbil alemin – Hamd ederim sana ya Rab bütün alem senin; Malik-i yevmiddin – Ne kadar din sahibi varsa bu alemde hepsinin sahibi sensin…’ Yani sen Hakk’ı uzakta arama, O sensin… Allah, insanı iki ayak üstünde yarattı, dünyayı insanın ayakları altına verdi ve insanı kendine elçi etti.
Ulu Tanrı yapılan işler, edilen ibadetler, gösterişten saklı kalsın korunsun, Ulu Tanrı için özden yapılsın diye bir perde çekmiştir. Yüce Muhammed bu konuda demiştir ki: “Gece uzundur, uykunla kısaltma onu; gündüz ısıtır, suçlarınla bulandırma, karartma onu…”
Divan-ı Kebir’de bir söz var, o da diyor ki: “Kah Fatiha ikram edersin feyz alırız, kah saman çöpü ikram edip alçaltırsın ama biz Fatiha olduğumuz zaman nazlanırsın, bize okumazsın bile.” Bir insan, Fatiha suresine nail olduktan sonra, Cenab-ı Hakk ondan işler, ondan ışığını gösterir, onu alemin Fatih’i yapar. O, artık Fatiha okunacak kişi olarak varlığını sürdürmez, çünkü Hakk ona kendi büyüklüğünü vermiştir. Bundan sonra bu kişi eğer Yüce Muhammed gibi alçak gönüllü yaşarsa, o hal onda daim kalır.

“Geldim ki kulağından tutup seni çeke çeke kendime getireyim. Seni aşık edeyim. Seni kendinden geçireyim, seni canımın içine, gönlüme alayım.
Ey gül fidanı! Hoş bir bahar rüzgarı gibi yanına geldim. Seni okşayacağım, kucaklayacağım, güllerini etrafa saçacağım.
Geldim ki seni, üzüntülerle, gamlarla dolu bu dünyada neşelendireyim, cilvelendireyim. Aşıkların duaları gibi seni alıp ötelere, gökyüzünün ta üstüne çıkarayım.
Duydum ki, güzellerin birisinden bir öpücük almışsın. O öpücüğü güzellikle bana geri ver, yoksa öpücük yerine ben de seni alırım.
Gül de ne oluyor? Sen gül değil ‘küll’sün. ‘Söyle!’ emrini veren de sensin. Başkaları seni bilmesin, ben seni bilirim. Sen bensin, benden ibaretsin.
Sen benim canımsın, ruhumsun, bana Fatiha okuyorsun ama, sen baştan Fatiha ol da seni gönlüme çağırayım, içime alayım.
Ey benim evim! Her ne kadar tuzaktan kaçmışsan da yine benim evimsin. Tuzağa geri dön, eğer dönmezsen ben seni alır tuzağa korum.
Arslan bana dedi ki: ‘Sen acayip bir ceylansın! Ben arslan olduğum halde sen arkamda neden koşup duruyorsun? Haydi, git! Yoksa seni parçalarım.’
Sen ceylan kılığına girmiş, ceylan şekline bürünüp gizlenmiş arslan yavrusu değil misin? Ben de ceylan suretine bakıyorum da onun için seni bırakıyorum.
Sen benim bir topumsun. Çomağımın önünde koşup durmadasın. Seni yuvarlayıp koşturan benim ama, sen de benim arkamdan koşup duruyorsun.”

HÜDAVENDİGAR MEVLANA

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.