İnanç insanı caydırır, ama iman caydırmaz.

Cenab-ı Mevlana der ki: “Dinleyen, hamur yoğuranın önündeki hamura benzer; söz de suya benzer. Hamura, ne kadar su gerekse o kadar su döker. Her dinin namazı bir başka çeşittir; fakat hiçbir dinin imanı değişmez.”
İnanç insanı caydırır, ama iman caydırmaz. İman ne demektir? Bağlandığın yere, sen benim Rabbimsin, sen benim herşeyimsin, diyebilmektir. İman, herşeyin üstündedir, herşeyin üstünde… Bizim iman bakımından rehberimiz Hazreti Ali’dir.
Hazreti Ali bizlere şöyle seslenir: “Ben görmediğim Allah’a ne inanırım, ne iman ederim.”
Hazreti Ali Efendimiz bu sözüyle ne demek istemiştir? Yüce Muhammed Efendimizin her sözüne inandım, Allah’ın nurunu Onun cemalinde gördüm ve Ona iman ettim, demek istemiştir. Hazreti Ali Efendimiz, selam olsun üzerine, Resulallah’a sıdk-ı bütün bir imanla bağlandığı için savaşlarda hep kendini ön saflara atmıştır ve her zaman da başarılı olmuştur.
Hazreti Ali Efendimiz yine şöyle buyurur: “Efendiler! Ben, Hayber kalesini beden gücüyle yerinden sökmedim. Tam aksine, riyazatlı bir halde iman ettiğim yere teslim olduğum için, gücüm bağlandığım yerden geldi. O kale kapısı bende varlık olan Tanrı’nın kudretiyle yerinden söküldü.”
Allah aşıklarının kulakları dünyaya sağırdır, gözleri de dünyayı görmez. Onlar gönül verdikleri yerle işitir, gönül verdikleri yerle görür, gönül verdikleri yerle yaşarlar.
Sizlere bir hikaye anlatayım: Bir Mevlevi Dedesi ve dervişleri yolda giderlerken denizin kenarına gelmişler. Dervişler, birbirlerine bakışarak, nasıl karşıya geçeceğiz diye düşünmeye başlamışlar. Dede, hemen denizin kenarına gelmiş ve suya girmiş, ama suya girdiği zaman başlamış Allah’ı zikretmeye; Al-lah… Al-lah… Al-lah… Ve sudan yürüyerek geçmeğe başlamış. Onu gören dervişleri de hemen onun arkasından suya girmişler, onlar da Allah demişler, ama ne kadar Allah deseler de suya batıyorlarmış. Dede, onlara dönüp seslenmiş, “Siz, Allah demeyin, çünkü siz daha onun büyüklüğüne, güzelliğine vakıf değilsiniz. Siz, ‘imanım Dedem’ deyin ve korkmayın arkamsıra yürüyün.” Dervişler başlamışlar, “İmanım Dedem” demeye ve Dede’nin arkasınca yürüyerek, hiç suya batmadan denizi geçmişler. Dede Efendi’nin sudan geçmesinden ve sadece ayaklarının tabanına suyun dokunmasından anlıyoruz ki, Dede Efendi teslimiyet ve imanının tam olması ile denizi ıslanmadan geçiyor.
Tanrı eri tarafından terbiye edilen müridin canı kanatlanır. Canı, gizli şeyleri görsün-göstersin diye bütün bilgileri, insanın mayasına katmış, o mayayı öyle yoğurmuş. Hani arı-duru su, dibinde taş mı var; çakıl mı, başka şey mi, ne varsa, yüzünde de ne yüzüyorsa hepsini gösterir ya; bu, sonradan bir şey yapılarak suya verilen eğreti bir hal değildir, onun temelinde, aslında vardır bu, yaratılıştan verilmiştir ona; fakat su toprakla, yahut başka renklerle bulandı mı o hassa, o hüner, ondan ayrılır, onu unutur gider.
İşte Ulu Tanrı, bulanmış, bir başka renge girmiş küçük sular, onlara karıştı mı, bulanıklıklarından kurtulsunlar, o eğreti renkten temizlensinler diye peygamberleri, erenleri, arı-duru ulu sular gibi gönderdi.

“Bahçeye gel de güle bak! Lütfetti, kerem buyurdu, alçak gönüllülük gösterdi, dikenin yanına geldi. Sevgili geldiği için de gönül naza, edaya başladı, açılıp saçıldı.
Ay’ı seyret, eteğini çekerek, nazlı nazlı ötelerden, nurlar aleminden çıkageldi, karanlık geceye konuk oldu.
Bir de güneşe bak. Yıldızların padişahı olduğu halde çamaşırları ıslak kalan üzgün çamaşırcılardan özür dilemek için bulutların arkasından çıkageldi.
BU AŞK, RUH GİBİ, YERYÜZÜNE ÖTELERDEN GELMİŞ BİR GARİPTİR.
O da, Hazreti Mustafa gibi, kafirleri imana getirmek için gurbete düştü. Şu toprak yurda geldi, kondu.
O güzellik ilkbaharı, bizim kurumuş, perişan olmuş ağaçlarımızı yeşertmek onları diriltmek için lütuflarda bulunmaya, bağışlar saçmaya geldi.
Bahar gizlidir, görünmez ama, yaptığı işlere bak! Bağ, bahçe onun yüzünden dirildi, onun yüzünden gelişti, yeşerdi, güzelleşti.
Can bahçesine aşk baharı geldi, yerleşti. Sen de can bahçesine gel de yaptıklarını seyret! Dallara, yapraklara dikkatle bak! Hepsi bir şeyler söylüyorlar, baharın geldiğini bildiriyorlar.
Onlar neler söylüyorlar, neler bildiriyorlar dinliyor musun? ‘Kıyamet koptu’ diyorlar. ‘Bahçenin uluları, tekrar dirildi’ diyorlar.”

HÜDAVENDİGAR MEVLANA

Yazan

Mevlanarumi.org

Administrator of mevlanarumi.org

Yorumunuzu yazabilirsiniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.